Ey Amerikan uşakları! Ey Avrupa Birliği yandaşları!

Ey Amerikan uşakları!

Ey Avrupa Birliği yandaşları!

Ey “Türkiye’nin yeri Batı ittifaklarının içindedir”, diyen emperyalizmin kuklaları!

Ey Amerikanofil aydınlar, yazarçizer geçinenler, biliminsanı geçinenler!

Ey “NATO’ya girmekle iyi ettik. Türkiye’nin güvenliği o şemsiye altındadır.”, diyen hain, satılmış siyasetçiler!

Türkiye’nin ABD ve AB Emperyalist Haydutları karşısında içine düşürülmüş bulunduğu bu utanç verici durumlar sizi hiç rahatsız etmiyor mu?

Bakanlarınızın korumalarının gözaltına alınıp kendisinin yaka paça edilerek bir otomobile bindirilip sınırdışı edilmesi, sizin ulusal onurunuzu hiç incitmedi mi?

Yine bazı Bakanlarınızın ABD mahkemelerince hırsız muamelesine tabi tutulup hakkında yakalama kararları çıkarılması, bazı Bakanlarınızın kriminal tipler olarak damgalanıp ABD’deki mal varlıklarının dondurulması hiç mi utandırmıyor sizi?

Hiç yüzünüz kızarmıyor mu?

Uykunuz kaçmıyor mu geceleri?

Zahir öyle…

Besbelli ki sizlerde ar damarı çatlamış. Artık vicdani ve insani hiçbir değer kalmamış yüreğinizde.

Duygulardan yoksun birer robota dönüşmüşsünüz.

Bakın, şu çilekeş halkımızın başına getirdiğiniz bu dolar felaketine bir. Pula döndürdünüz TL’yi dolar karşısında.

2018 Ocağında 1 dolar 3,77 TL idi. Bugün itibarıyla 1 dolar 6,28 TL’ye çıkmış. Dolayısıyla da yılbaşından bu yana 1 Türk Lirası, 40 kuruşunu kaybetmiş.

Yani dolar, TL karşısında yılbaşından bu yana yüzde 40 değer kazanmış…

Başka türlü ifadelendirirsek; aldığımız ücret ya da maaşın yüzde 40’ı cebimizden çalınmış…

Mesela, asgari ücretli bir kardeşimizin o zaman 1603 TL olan ücretinin yüzde 40’ı alınmış cebinden. Ya da 640 TL’si cebinden kayıp gitmiş…

Nereye gitmiş?

ABD ve AB Haydut Devletlerinin kasasına…

3 bin lira maaş alan bir öğretmen kardeşimizin maaşının da 1200 TL’si gizlice uçurulmuş cebinden.

Nominal olarak cebime aynı para girdi, sanabilir işçi ve öğretmen kardeşimiz. Ama bu paranın alım gücünün yüzde 40’ı yok olmuş… Yüzde 40 değersizleşmiş, alınteri karşılığında aldığımız para.

İşte böylesine yakıcı bir felakettir, devalüasyon denen, Yerli-Yabancı Parababalarının ve onların arkasındaki emperyalist haydut devletlerin başımıza getirdikleri bu bela.

Özetçe; yılbaşından bu yana yüzde 40 oranında yoksullaştı tüm halkımız…

Ne yapıyor Tayyip, bu felaketin yerli baş sorumlusu sıfatıyla?

Her zamanki yaptığnı…

Din alıp satmaya olanca kuvvetiyle hız veriyor. Cahil, bilinçsiz insanları kandırıp, avlayıp afyonlayabilmek için “Allah’la Aldatma” işini birkaç kat daha fazlalaştırıyor.

Biliyor ki o çaresiz, yaşatılan felaketler karşısında savunmasız insanlarımızı kandırmanın biricik yolu, onları Allah’la aldatmaktır.

Hz. Muhammed o denli dahi bir devrimci ki, böyleleri için şöyle uyarıyor içtenlikli Müslümanları:

“(…) O yaman aldatıcı, sakın sizi Allah ile aldatmasın!” (Lukman Suresi 33’üncü Ayet, Yaşar Nuri Öztürk Meali)

Günümüzün bu yaman aldatıcıları FETÖ’dür, onun tarikatıdır, Kaçak Saraylı Tayyip’tir ve onun AKP’giller’idir.

İnanç sömürücüsüdür bunlar. İnsanlarımızın sadece el emeğini, göz nurunu, elınterini sömürmezler; en saf, içtenlikli imanlarını da sömürürler.

O yüzden Kur’a bunlar için “O yaman aldatıcı” terimini kullanır.

Görelim şimdi Tayyip’in bu dolar rezaleti karşısında dün gece yaptığı konuşmayı:

“Çok çalışacağız, çok koşacağız ve inşallah ülkemizi 81 vilayeti ile imar etmenin gayreti içinde olacağız” diyen Erdoğan “Şunu bilin bugün dünden daha iyi, yarın da bugünden daha iyi olacağız. Hiç endişeniz olmasın. Çeşitli kampanyalar yürütülüyor. Bu kampanyalara kulak asmayın. Onların dolarları varsa, bizim de halkımız var, Hakk’ımız var, Allah’ımız var. Bizler çok çalıştık, çok çalışıyoruz. 16 yıl önce neydik, bugün neyiz, daha iyi olacağız. İnşallah sizlere sabırlar diliyorum, gayret diliyorum ve çok çalışacağız, çok koşacağız. inşallah 2023’e farklı gireceğiz. Benim buna imanım var, inancım var. 24 Haziran’da siz bizi yalnız bırakmadınız. İnşallah Cumartesi günü saat 15:00’te Rize’de halka hitap edeceğiz. Hep birlikte geleceğe emin adımlarla yürüyeceğiz. Bizlere dua edin. Ben de sizlere dua ediyorum.” şekinde konuştu. (https://www.olayneyseo.com/din-istismarinda-son-nokta-dolara-karsi-allah.html)

Videoyu dikkatle izleyen arkadaşların da netçe gördüğü gibi, Tayyip konuşmak için konuşuyor. Ya da laf söylemiş olmak için, içi boş, kuru gürültüden ibaret sözler sarf ediyor. Ve söylediklerine kendisi de inanmıyor.

Çökkün, moralsiz, güvensiz, ürküntü ve korku içinde…

Bir yığın dolgu cümleleri sarf ettikten sonra, klasiğini geçiyor. Yani insanları Allah’la aldatmaya girişiyor.

Çünkü o, en iyi yaptığı iş, en becerikli olduğu iş, kendisine en büyük rantı getiren iştir…

Ne diyor?

“Onların doları varsa, bizim de halkımız var, Hakk’ımız var, Allah’ımız var. Bize dua edin.”

Bre Amerikan devşirmesi, Amerikan işbirlikçisi!

Bre bir ihanet projesi olan, ABD Haydudunun BOP’unun eşbaşkanıyım, diye meydanlarda, ekranlarda övünen hain!

Allah sana, “Git, Amerika’nın hizmetine gir. Onun BOP’unu savun. Siyonist İsrail’i savun. ABD Haydudu ne derse itirazsız onu yap” mı dedi?

Herkese verdiği gibi Allah sana da akıl verdi, fikir verdi. Vicdan verdi, yürek verdi…

Ama sen onları Kur’an’ın ve Hz. Muhammed’in emrettiği şekilde mi kullandın?

Hayır, kesinlikle hayır.

Amerikan Emperyalist Haydudunun hizmetine girdin, Haçlı’nın hizmetkârı oldun, Siyonist İsrail’in en yakın müttefiklerinden oldun, onların elinden “Üstün Cesaret Madalyası” aldın; bütün bu ihanetlerinin karşılığında da makam sahibi oldun, mevki sahibi oldun, Saray Sultanı oldun, 16 yıldan bu yana Türkiye’nin başına bela oldun.

Buna ilaveten de, başta kendin ve ailen olmak üzere, tüm yakınlarının, tüm yandaşlarının küplerini doldurdun. Miktarı trilyon dolarları bulan kamu malı hırsızlığı ettin.

Bu vatana, bu halka ancak Emperyalist Haçlı’nın ve Siyonist İsrail’in yapabileceği kötülükleri yaptın, felaketten felakete sürükledin ülkemizi.

Sadece ülkemizi de değil. Emperyalist haydutların hizmetinde, onlarla birlikte 10 milyon masum Müslümanın canına kıydınız, kanını akıttınız, Ortadoğu’da, Asya’da.

Tüm Ortadoğu’yu ve Kuzey Afrika’yı Kerbela’ya döndürdünüz. İslam ülkeleri kan gölü halinde. Ve insanlar Emperyalist Batı Ülkelerine kaçabilmek için kendilerini şişme botlar içinde deryalara atıyorlar. Canlarından oldu on binlercesi bu şekilde. Cehennem ettiniz tüm Müslüman ülkeleri, o ülke halklarına.

Hâlâ çıkmışsın, konuşuyorsun be!

“Bugün dünden daha iyi, yarın daha da iyi olacak”, diye…

Yalanın bu kadarına da pes yahu!

Bizim Konya’da senin gibiler için; “yalanı tığın üstünde durdurur”, derler.

Ülke parçalanmanın eşiğinde, zamları yağmur gibi yağdırıyorsun, yoksul, işsiz insanlarımızın başına.

Emperyalist Haydudun doları her gün rekor üstüne rekor kırıyor. Türk Lirası Nisan güneşi altında kalmış kar gibi eriyor günbegün.

 

Saygıdeğer arkadaşlar;

Biz boşuna söylemedik 50 yıldan beri; “Katil Amerika, Ortadoğu’dan Defol! diyemeyen her siyasi, her aydın, her biliminsanı ya gafildir, ya hain”, diye.

ABD ve AB Emperyalist Çakalları bugün dahi 1071 Malazgirt Zaferi’mizin öcünü alma peşindedirler.

29 Mayıs 1453 Zaferi’mizin öcünü alma peşindedirler, 1915 Çanakkale Zaferi’mizin öcünü alma peşindedirler, Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın Zaferinin öcünü alma peşindedirler. Türkiye’ye karşı kin, nefret ve öfkeyle doludurlar.

Onların biricik amacı vardır bize yönelik: Yeni Sevr

Ne yapıp edip o haritayı hayata geçirmek için uğraşmaktadırlar ülkemizde. Bunu göremeyenler ya gafil körlerdir, ya da Emperyalist Batı işbirlikçisi hainlerdir.

Halkımızın kurtulması için önce ülkemizin Tam Bağımsızlığa kavuşması gerekir. ABD ve AB Emperyalist Haydut Devletlerinin sistemlerinden, bloklarından, askeri, ekonomik, her alandaki bağlantılarından çıkmak gerekir.

Ülkemizin gerçek anlamda halk yararına çalışan, üreten, tarımıyla, sanayisiyle çağın en son teknolojilerini kullanan güçlü bir ekonomik yapıya kavuşturulması için, an geçirmeksizin bir mücadelenin içine girmek gerekir.

Doğal kaynaklarımız, geniş ve verimli coğrafyamız, olağanüstü yeterlilikteki işgücümüz, çalışkan ve namuslu İşçi Sınıfımız, Aydınlarımız, Biliminsanlarımız var.

Hangi alanda olursa olsun yapamayacağımız hiçbir iş, üretemeyeceğimiz hiçbir mal ve hizmet yoktur.

Yeter ki bu halkın bağrından çıkmış gerçek halkseverler, gerçek namuslular örgütlenerek iktidarı ellerine alacak bir devrimi başarmış olsunlar.

Bu devrim, Antiemperyalist olacaktır, Antifeodal olacaktır ve Antişovenist olacaktır. Gerçek anlamda bir Halk Devrimi olacaktır. Bu devrimin zaferi üzerine de Halkın Demokratik Devrimci İktidarı kurulacaktır.

İşte o iktidar, ülkemizi cennete çevirecektir, hızla dünyanın en saygın ve en güçlü ülkelerinden biri haline getirecektir.

Eninde sonunda Tarihin bize yüklemiş olduğu bu ağır, meşakkatli görevi layıkıyla başaracağımızdan adımız gibi eminiz.

Öyle görülüyor ki yolumuz biraz ızdıraplı olacaktır, uzun olacaktır, sarp ve dolambaçlı olacaktır. Ama sonunda bizi mutlaka zafere ve kurtuluşa ulaştıracaktır!

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

10 Ağustos 2018

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı

Comments are closed.