İşgalci Yunan Faşist ve vatan satıcı

“İnsanları Allah’la Aldatan Büyük Aldatıcı!”

Demek Kaçak Saray’daki tahta çıkma törenine, Vatana İhaneti elbirliğiyle işlediğiniz İşgalci Yunan Faşist Bakanı da çağırdın ha?..

Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi, Ege’deki, Lozan’da bize bırakılan, Türkiye’nin burnunun dibindeki 18 Adamızı göz göre göre ABD’li ve AB’li efendilerinden aldığın bir buyruk üzerine Yunanistan’a satıp geçmiştin!

İşte, Türk Ceza Kanunundaki karşılığı “Ağırlaştırılmış Müebbet” olan bu Vatana İhanet Suçunu Yunan Faşistiyle gizli kapaklı, sinsice görüşmeler yaparak gerçekleştirmişsiniz.

Milli Savunma Bakanlığı Eski Genel Sekreteri Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, kısa süre önce yayımlanan bir yazısında bu ihanetinizin içyüzünü bütün açıklığıyla ortaya koydu. İlgilenen arkadaşlar için işte, bu vatansever askerimizin konuya ilişkin yazısı:

***

ERDOĞAN VE İŞGALCİ DİMİTRİ EL ELE !..

09 Temmuz 2018 Pazartesi günü, Beştepe’de konuşlu Başkanlık Sarayı’nda düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni’ne yabancı konuklar da katıldı. Törene davet edilen ve katılan yabancı konukların isimleri yerli ve yabancı basında yayımlandı. Törene davet edilen ve katılanlar arasında AB Göç İşleri Komiseri Dimitris (Dimitri) Avramopoulos da vardı. Komiser Dimitri, 09 Temmuz 2018’de önce İstanbul’da Fener Rum Patrikhanesi’ni ziyaret ederek Patrik Bartholomeos ile görüştü. Daha sonra Ankara’ya geçen Dimitri, Başkanlık Sarayı’nda düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni’ne katıldı.

KOMİSER DİMİTRİ KİMDİR?

Dimitri, Yunan diplomat ve siyaset adamıdır. 1994’te Atina Belediye Başkanı seçilen Dimitri ile aynı yıl İstanbul Belediye Başkanı seçilen Tayyip Erdoğan arasında, belediye başkanlıkları döneminden bugüne kadar yakın işbirliği olduğu görülüyor. Dimitri, 25 Haziran 2013- 01 Kasım 2014 tarihleri arasında Yunanistan Milli Savunma Bakanlığı görevini yürüttü.

Dimitri, Yunan Savunma Bakanı olduğu dönemde gerçek yüzünü gösterdi ve Türk Düşmanı olduğunu kanıtladı. Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde Yunan askerine teslim ettiği İzmir Koyun Adası’na 26 Haziran 2014’te gelen Dimitri, Yunan bayrağının altında işgalci Yunan askerleri ile birlikte Türkiye’ye meydan okudu. Adada konuşlu Yunan Askeri Üssü’nde denetlemelerde bulunan Dimitri, egemenlik ve bayrak gösterisi yaptı.

Daha sonra askeri helikopter ile Aydın Eşek Adası’na geçen Dimitri, adada konuşlu Yunan Deniz Üssü’nde denetlemelerde bulundu.

Dimitri, Yunan Deniz Üssü’ndeki denizci askerler ile adaya konuşlandırılan Yunan SAT Komandolarını denetledi.

Dimitri, Aydın Eşek Adası’nda konuşlu Yunan Helikopter Üssü’nde de Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve sözde Belediye Başkanı ile birlikte egemenlik gösterisi yaptı.

Türk Düşmanı İşgalci Dimitri, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait adalarda egemenlik ve bayrak gösterisi yaparken ve Türkiye’ye meydan okurken o tarihte Başbakan olan Erdoğan, olanı biteni turist gibi seyretti. Yunanistan’a müzik notası bile vermedi.

01 Kasım 2014’te Savunma Bakanlığı görevi sona eren ve Avrupa Birliği Göç İşleri Komiserliği’ne atanan Dimitri, aynı gün Erdoğan’ın daveti üzerine İstanbul’a geldi.

Erdoğan, Türk topraklarında ve Yunan bayrağı altında Türkiye’ye meydan okuyan İşgalci Dimitri’den hesap sormak yerine Dimitri’yi hararetle tebrik etti. Hem de iki eli ile tokalaşarak.

Tayyip Erdoğan’ın, Türk Düşmanı İşgalci Dimitri ile yakın ilişkileri ve mevcut belgeler Erdoğan’ın Yunanistan hesabına çalıştığını açık bir şekilde göstermektedir.

Erdoğan, geçen yıl Atina’ya yapacağı ziyaret öncesinde, 27 Kasım 2017’de Türk düşmanı İşgalci Dimitri ile Ankara’da tekrar görüştü.

Dimitri ile Atina Belediye Başkanlığı’ndan günümüze kadar gelen ve Başkanlık Sarayı’ndaki törene kadar uzanan yakın ilişkiler, Erdoğan’ın gerçek niyetini ortaya çıkarıyor. 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını Yunan askerine alenen teslim eden Erdoğan, önümüzdeki dönemde Yunanistan’a neler verecek? Sırada başka adalar ve Kıbrıs mı var?

ERDOĞAN, ATATÜRK’E VE İNÖNÜ’YE İFTİRA ATIYOR !..

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 27 Ocak 2018’de, AKP Kocaeli İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Şimdi Kılıçdaroğlu’na sorarsan Lozan’da kazandığımızı söyler. Ondan sonra da adaların faturasını AK Parti’ye kesmeye kalkar.” Adaları siz verdiniz, siz. Sizin partinizin başında olanlar (Atatürk ve İnönü’yü kastederek) verdi ve şimdi tarihi dosyaları hazırlatıyorum ve o tarihi dosyaları, Lozan’da dâhil olmak üzere bunların önüne de milletime de bunları o belgelerle anlatacağız.” dedi.

Erdoğan, 6 aydır dosyayı çıkartamadı. Erdoğan, bizzat kendisinin verdiği adaları Atatürk ve İnönü’ye yüklemeye kalktı. 1923 Lozan Antlaşmasının 15. maddesine ek olarak konulan 2 no.lu haritada, Osmanlı Devleti döneminde İtalya tarafından ilhak edilen toplam 14 adanın isimlerinin altı kırmızı çizgi ile çizilmiştir. Erdoğan, Lozan Antlaşmasında verilmeyen ve haritada altı kırmızı çizgi ile çizilmeyen 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını 2004 yılında alenen Yunanistan’a vermiştir. Anılan haritaya bakıldığında, Erdoğan’ın Milletimizin gözünün içine baka baka yalan söylediği açıkça görülmektedir. Erdoğan’ın, Atatürk ve İnönü’ye iftira atmaya hakkı yoktur, haddine de değildir.

% 52.59 İLE İŞGAL VE İHANETİN ÜSTÜ ÖRTÜLEMEZ!..

Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyet tarihinin ilk ve en büyük toprak kaybını Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde yaşadı. Türkiye Cumhuriyeti batıdan bölündü, Türkiye’nin batısında ikili devlet düzenine geçildi. Erdoğan, Taşoz Adası Türk karasularında Türkiye’ye ait 111 Milyon varil Türk petrolünü Yunanistan ve İsrail’e teslim etti. Yunanistan ve İsrail her gün 3823 varil petrolümüzü çalıyor.

Erdoğan, Muharrem İnce sayesinde yeniden Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu. Muharrem İnce, Yunan askerine teslim edilen 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı ile adalarda dalgalanan Yunan ve Bizans bayraklarının hesabını sorsaydı Erdoğan ikinci tura bile kalmaz seçimi birinci turda kaybederdi. İnce vatan topraklarının hesabını sormak yerine çay, kek ve oralet söylemlerine sığındı. İnce, vatan topraklarına çay, kek ve oralet kadar değer vermedi.

Erdoğan, seçimlerde aldığı % 52,59’luk oya güveniyorsa çok yanılıyor. % 52,59 ile Yunan işgali ve vatana ihanetin üstü örtülemez.

Bütün partiler kendilerine göre gerekçeler üreterek seçimleri kazandığını iddia ediyor. Ancak, Türkiye’de yapılan 24 Haziran 2018 seçimlerinin gerçek kazananı Yunanistan, ABD ve İsrail’dir. (http://www.turkdevrimi.com/yazarlar/umit-yalim/erdogan-ve-isgalci-dimitri-el-ele/2012/)

***

Açıkça görüldüğü gibi, arkadaşlar, Kaçak Saraylı büyük din bezirgânını on yıllar öncesinden Yunan Faşist, İşgalci Dimitri’yle tanıştırıp kankileştirmiş, her ikisinin de efendisi olan ABD Emperyalist Haydudu.

Demek ki boşuna değilmiş, Tayyip’in İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde Dimitri’yle el ele tutuşup (yukarıda görüldüğü gibi o da aynı günlerde Atina Belediye Başkanıymış) İstanbul ve Atina’yı “kardeş şehir” ilan etmeleri, karşılıklı olarak…

Tâ o günlerde başlamış ihanet işbirliği…

Öyle anlaşılıyor ki, 18 Adanın vatan topraklarından koparılıp Yunanistan’a peşkeş çekilmesi de ikisinin yürüttüğü bir çalışmanın sonucunda gerçekleşmiş.

İşte şimdi, iktidarını sürdürebilmek için, “yerli ve milli” sloganı altında milliyetçi oynayan Tayyip, aslında bu rolünü de bütünüyle cahil ve bilinçsiz insanlarımızı kandırmak için oynuyormuş.

Demek ki o, vatan topraklarını da, vatana ve millete dair bütün değerleri de çoktan ayaklarının altına alıp çiğneyip geçmiş…

Yukarıdaki fotoğraflara bakıyor musunuz saygıdeğer arkadaşlar?

Adam senin vatan toprağın olan adaları işgal etmiş, oralara askeri birlikler ve silah araç gereçleri yerleştirmiş, iskana açmış, kiliseler yapmış, oralardan sana meydan okuyup hakaretler savuruyor; Kaçak Saraylı Din Cambazı ise 101 pare top atışıyla sultanlığını ilan ettiği tahta çıkma merasimine o işgalci Dimitri’yi davet ediyor.

O da geliyor tabiî. Niye gelmesin…

Bunlar peşkeş çekici, vatan satıcı, verici; öbürüyse işgalci…

Böylesini nerede bulacak?

Dimitri için bunlardan iyisi yok tabiî…

Buradan; “Ben Cumhuriyet Savcısıyım. Emri sadece hukuktan ve vicdanımdan alırım.”, diyen Savcılar varsa eğer, ya da kalmışsa eğer, onlara sesleniyoruz:

Tayyip ve şürekâsı, Ege’deki 18 Adamızı, iktidarları ve küp doldurmaları karşılığında ABD’li efendilerinin buyruğu üzerine Yunanistan’a satmışlardır.

Çok iyi bildiğiniz gibi, işledikleri bu büyük ihanetin cezalandırılmasını TCK Madde 302 belirler. Denir ki orada sizin de bildiğiniz gibi:

“Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

Halkımıza sözümüzdür;

Eninde sonunda, sağlığınızda ya da ölmüşseniz gıyabınızda bu maddeden sizi; bağımsız, hukuka uygun çalışan mahkemeler önüne çıkaracağız!

Bundan kaçışınız yok!

Kurtuluşunuz yok!

Bir de; TBMM’de; “Biz milletin vekiliyiz”, diyen kişi var ise eğer, Tayyip ve şürekâsının Vatana İhanet Suçundan Yüca Divan’a gönderilmesi için harekete geçmesi gerekir. Eğer hiç kimse geçmez ise, onlar da sorumululuklarının gereğini yerine getirmedikleri için, görevlerini kötüye kullandıkları için, bu büyük suç karşısında sessiz kaldıkları için hainlere suç ortaklığı etmiş olacaklardır.

Onlar da bu suçlarından dolayı yargılanacaktır!

Bu yoksul, çilekeş milletin alınterinden zorla alınmış 20 bin TL civarında aylık maaşı indireceksiniz ceplerinize, daha onlarca avantadan yararlanacaksınız, ondan sonra da vatan topraklarının satışı karşısında gıkınızı çıkarmayıp parmağınızı oynatmayacaksınız.

Bu ihanete suç ortaklığı etmek değil de nedir?..

Evet, Tayyip…

İşlediğiniz onca ağır suçtan biri de budur. Ve bunun hesabı da hem bu dünyada, hem öbüründe muhakkak görülecek…

 

Saygıdeğer arkadaşlar;

Bir noktaya daha işaret edelim son olarak.

Daha önce de defaatle dile getirdiğimiz gibi, Patagonya’daki ikinci kalibre bir gazeteciye bile anında cevap yetiştiren Tayyip ve şürekâsı bu konuda bütünüyle sessiz kalmakta, ölü numarasına yatmaktadır. Bu tutumları da, onların bütünüyle Goebbels’in propaganda ilkelerine sadakatle bağlı olduklarını göstermektedir.

Goebbels der ki, böyle durumlara ilişkin ilkesinde:

“Düşmana zayıf şartlarda cevap verilmemelidir. Halkın öfkesi rejimin dışındaki konulara kanalize edilmelidir.” (http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/418/4641.pdf)

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

23 Temmuz 2018  

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı

Comments are closed.