Sivas Katliamı’nın, Sorumlusu AB-D Emperyalistleri ve Yerli Satılmışlardır!

2 Temmuz 1993’te, Sivas’ta, Ortaçağcı Şeriat özlemcileri, 35 ilerici aydınımızı yakarak katletti. Katledilenlerin çığlıkları 25 yıldır kulaklarımızı, yüreklerimizi dağlamaya devam ediyor.

Tek suçları Sivas’taki Pir Sultan’ı Anma Şenliklerine katılmak olan insanlar, Madımak Oteli’nde 8 saat boyunca mahsur bırakıldıktan sonra, yakılarak katledilmişlerdi. Bu 8 saat boyunca aydınlarımız, devlet görevlilerince kurtarılmak yerine adeta katliamcı Ortaçağcı güruhun insafına, ellerine teslim edilmişlerdi.

Zamanın AB-D’ci devlet yöneticileri esir edilmiş masum aydınları ve gençleri korumak yerine katliamcıları savunmakla meşguldüler.

Dönemin Cumhurbaşkanı S. Demirel, “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyiniz.” diyerek Şeriatçı katiller sürüsünü koruyor ve ilgilileri uyarıyordu.

Başbakan Çiller ise katliamdan sonra; “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bu yangından zarar görmemiştir! Halktan kimsenin burnu kanamamıştır ve ölenler de çıkan yangından boğularak ölmüşlerdir. Olayı bu kadar büyütmek yanlış, bir futbol maçında da bu kadar insan ölebilirdi” demişti.

Böylelikle AB-D Emperyalistlerinin işbirlikçiliğini yapan siyasi iktidar ve Şeriatçı-Faşist örgütler elbirliğiyle Tarihimizin en acı katliamlarından birini gerçekleştirmiş oldular. Yobaz sürüsü insanlara saldırırken, en küçük hak arama hareketine müdahale eden resmi kolluk güçleri ise olayları katliamla sonuçlanıncaya kadar seyretmekle yetinmişti. Daha sonrasında da katliamın baş sorumluları yakalanıp yargılanmadığı gibi, davalar da zaman aşımına uğratıldı. Katiller cezasız bırakıldı.

 

Peki neden yapılmıştır 2 Temmuz Sivas katliamı?

2 Temmuz ilmek ilmek örülen bir karanlık örtünün en önemli parçalarından biridir, tıpkı Çorum, Maraş ve Gazi Mahallesi Katliamları gibi… Bu karanlık örtü bugün ülkemizin ve tüm Ortadoğu’nun üzerindedir. Bu karanlık örtü, milyonlarca insanı katletmiştir, hem ülkemizde hem de Ortadoğu’da. Bu örtünün terzisi ABD ve AB Emperyalizmidir. Yamakları ise bizim gibi ülkelerin başına musallat olmuş olan, iktidardaki gerici, Ortaçağcı Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfı ve yerli Finans-Kapitalistlerin siyasi plandaki temsilcileridir. Bu örtünün adı 1950’lerde “Yeşil Kuşak Projesi”, bugün ise “Büyük Ortadoğu Projesi”dir.

Birkaç yüz kişiden oluşan bir avuç Parababasının kendi maddi-ekonomik çıkarları için dünyayı kan gölüne çevirmesi olan Emperyalizm, gözünü diktiği ülkelerde emeline ulaşmak için, Lenin Usta’nın deyimiyle, “Geri, ölü ve Ortaçağ kalıntısı ne varsa hepsini desteklemektedir”. Bu nedenle AB-D Emperyalizmi 1945 yılından sonra ülkemizdeki en gerici sınıf olan Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının gelişmesini, örgütlenmesini sağlamıştır. Bildiğimiz gibi ABD-AB Emperyalizmi, bugün bu gerici, asalak, din alıp satan sınıfın siyasi plandaki temsilcisi AKP’giller’i iktidarda tutmaktadır. AB-D Emperyalizmi, laiklik ve bilim, dahası insanlık ölsün diye Sivas’ı, Çorum’u, Maraş’ı ve daha nice katliamları yaptırmıştır işbirlikçilerine, ortaklarına. Aydınlığa düşman “Şeriat” adı verilen Ortaçağcı düzen karanlık düzen gelsin diye…

Ne yazık ki son 25 yılda emperyalizm ve emperyalistlerin desteklediği gerici sınıf ve güçler; bugün daha da hızlı adımlarla hedeflerine ulaşmak üzeredirler. Bu gün ülkemizdeki siyasi iktidar, Sivas’ta katliam yapanların ve onların avukatlığını yapan kişilerin elindedir. Ortadoğu, BOP çerçevesinde hızla şekillendirilirken ülkemiz de bu katliamcı güruh eliyle yeni bir Yugoslavya, Irak, Libya olmaya doğru götürülmektedir. Emperyalistlerin ülkemize biçtiği rol “parçalanma” ve faşist bir din devletine doğru sürükleniştir.

Özellikle son 16 yılda gerçekleşen Laik Cumhuriyet’in yerle bir edip enkaza çevrilmesi, yargının, eğitimin ve en önemlisi laikliğin yok edilmesi bundandır. Bu dönemde trilyonlarca Dolarlık vurgunlar bir yana, Türkiye’ye ait olan 18 Ege Adası kaybedilmiş, Suriye sınırımız gerici güçlerin ellerine teslim edilmiştir.

Bugün emperyalizm, işbirlikçileri eliyle ahlâkı, vicdanı ve hatta din ve imanı da mahvederek kendisine göre bir din, insan karakteri oluşturmuştur. Afyonlanmış kitleler artık CIA İslamı’nın düşünmeyi, muhakemeyi bilmeyen müritleri haline getirilmişlerdir.

Bu nedenle en başından dediğimizi bir kez daha söylemek gerekirse; madem bu katliamların, acıların sorumlusu emperyalizm ve onun yerli uşaklarıdır, Ortaçağcı geriliktir; o halde emperyalizme ve onun satılmış yerli ortaklarına karşı durmak insanlığımızın ilk görevidir. Savunmamız gereken şey tam bağımsız ve tam laik bir ülkedir. Ortaçağ gericiliğine, yerli- yabancı Parababalarına ya tam karşı durulacak, savaşılacak; ya da ölümlerden ölüm beğenilecektir. Sivas’ta ölen 35 aydınımızın da diğer katledilen insanlarımızın da hesabı ancak bu şekilde sorulabilir.

Bizler katliamdan sonra “Çok şükür” diyen Çiller’leri de, katliamın yargılaması zaman aşımına uğratıldığında “Hayırlısı olsun” diyen Tayyipgiller’i de asla unutmayacağız. 35 aydınımızın acısı hâlâ kor gibi yüreğimizi yakmaktadır. Bu nedenle bu katliamı yapan ve yaptıran tüm eli kanlı güçler halk önünde hesap verene kadar mücadele etmeye kararlıyız.

Sivas Katliamı’nın hemen ardından yitirdiğimiz halkçı şair Rıfat Ilgaz’ın dediği üzere; “Yollar kesilmiş alanlar sarılmış, tel örgüler çevirmiş olsa da yöremizi, fırıl fırıl alıcı kuşlar tepemizde de olsa da, kaldırmak lazım başımızı kan uykulardan.”

Bu gün gerici asalak ve insanlık düşmanı güçler kazanmış gibi görünse de son olarak Gezi İsyanı’mızda yakaladığımız heyecan ve cesaretle er ya da geç bu geriye gidişi durduracağız. Buna inancımız tamdır! 01 Temmuz 2018

 

Şeriat Ortaçağdır!

Şeriata Karşı Ya Birleşmek! Ya Ölüm!

Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi!

 

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi

Comments are closed.