Yolcu olma korkusu…

Eee, Kaçak Saraylı Hafız?..

Öyle görünüyor ki artık yolcu olma vaktin gelmiş…

Devşiricin, iktidara taşıyıcın ve 16 yıldan bu yana orada tutucun ABD Emperyalist Haydudu da, onun stratejik ortağı İngiliz Haydudu da artık senden ellerini çekmişler.

Öyle olunca da, senin de çok iyi bildiğin gibi, iktidardan tekerlendin gittin demektir…

“Hülooğğ”cularınmış, Yeşil Kuşak Projesi ürünü milyonlarca meczuplaştırılmış oy vericilerinmiş, sandıkmış vs. imiş; hiçbirinin kıymeti olmaz artık…

Adın gibi biliyorsun ki, her şey ABD Çakalının bir işaretine-sinyaline bağlıdır…

Sen de kavradın aslında bunu. O yüzden ne dediğini bilmez hale geldin, kürsülerde, ekranlarda. Dilin dolaşıyor…

Artık bebelerin bile kanmayacağı yalanlardan medet ummaya başladın. Diyorsun ki; “15 yıl önce Türkiye’de fırın mı vardı, buzdolabı mı vardı?”

Bak işte herkesi güldürdün bu hallerinle be Hafız…

En damardan taraftarların bile hüzünle karışık gülüyorlar, böyle hallere düşmene.

Sadakat tazelemek için İngiltere’ye gittin, kısa süre önce. Kendin gitmeden bir hafta öncesinde de eski Bakanlarını gönderdin, PKK’nin Londra’daki bir örgütüne.

Bakanların şunlardı, medyada yer aldığına göre:

Efkan Ala, Mehdi Eker, Taner Yıldız.

Neydi PKK örgütünün adı?

“Democratic Progressive Institute” (DPI). Yani Demokratik Gelişim Enstitüsü.

Besbelli ki üç bakanın söz verdi oradaki PKK yetkililerine, “biz her şeye varız, eski günlere dönelim”, diye.

Bir hafta sonrasında sen görüştün İngiliz Emperyalizminin sözcüleriyle. Orada neler dediğini de Türker Ertürk, duyumlarına dayanarak şöyle naklediyor:

“DELİĞE SÜPÜRMEYİN

“Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Londra’ya yaptığı ziyaretten de bahsetmek, büyük resmi görmek açısından çok önemli. Londra sıradan bir yer değil. Londra, 19. Yüzyıl’dan beri Kürt siyasetinin merkezi. Bu siyaset; önce Osmanlı’yı bölüp parçalamak, daha sonra Türkiye’yi kontrol altında tutmak için kullanıldı. Londra, Kıbrıs siyasetinin de merkezi ve bununla beraber en az 300 yıldan beri İslam’la iç içe yaşamış, Müslüman kitleleri yönetmiş, manipüle etmiş bir odak. Londra, aynı zamanda dünyanın önde gelen finans merkezi.

“Buraya gidildi ki; “Bizimle çalışmaya devam edin ve deliğe süpürmeyin” diye. İktidar, her konuda ama her konuda ödün vermeye razıydı! Bize Londra’dan gelen haberlere göre federasyon ve Kıbrıs; ilk teklif edilen ve ülkemizin çıkarları ve güvenliğinin yok sayıldığı tavizlerdi! Ama karşı taraf şüphe ile karşılıyor, inanmıyor ve daha da kötüsü; iktidarın yönetiminde Türkiye’deki gelişmeleri bölge ve dünya barışı için tehdit olarak görüyordu.” (https://odatv.com/hdp-tabani-kime-oy-verecek-01061841.html)

Apaçık biçimde görüldüğü gibi, artık üstün çizilmiş, Hafız!

Onların gözünde güvenilirliğin sıfırlanmış…

Meselenin bir diğer önemli yönü de şudur:

BOP’u, her ne kadar “Eşbaşkanıyım” diye meydanlarda dolansan da Hafız, tek başına sen ve AKP’giller’in Türkiye’de hayata geçiremez.

Biliyorsun ki Haziran 2015’e kadar bu ihanet projesini uygulamak için büyük bir heveskârlıkla çalıştın, Hafız.

Fakat 7 Haziran’da gördün ki bu iş, seni siyasi olarak batışa götürüyor. Onun üzerine hemen çark edip daha önce; “ayaklar altına aldık”, dediğin milliyetçiliğe sarıldın. Vatanı BOP çerçevesinde parça parça etmek, tabiî ki halkta bir tepki ve isyan duygusuna yol açar.

En meczuplaşmış “hülooğğ”cuların bile yaşanan bu acı gerçeklik karşısında uyanırlar ve silkinirler.

“Ulan biz Reis diye sarıldık, yılan çıktı be!” derler. Artık gerisi ne olur, biz de öngöremeyiz…

İşte bu sebepten, Hafız, ihanet projesinin bir bölümünü de şimdi “Millet İttifakı” adı altında bir araya gelen ve başını Sorosçu Kemal’in Yeni CHP’sinin, “Amerika’ya yapısal olarak bağlı” İnce Muharrem’inin çektiği ekibin uygulamaya koyması gerekmektedir.

Yani sen danayı yüzüp kuyruğuna getirdin. Geri kalanını da bunlar tamamlayacak…

Böylece de milletin tamamı diyecek ki; “Yahu bütün partiler bunu yapmak mecburiyetinde kalmışsa, demek ki bundan kaçış ve kurtuluş yok. İstemesek de, bize acı gelse de, ‘zamanın ruhu’ böyle gerektiriyormuş artık. Gördük işte, tüm partiler bu işin içine girmiş durumda. Bizim de başka oy vereceğimiz kimse kalmadığına göre bunların yaptığına katlanacağız gayrı.”

İşte milletin tamamına bunu dedirtmek için senin yolcu edilmen, yerine senin gibi, seninle aynı efendiye tabi bu şahısların getirilmesi gerekmektedir.

Onların getirilmesi için de ABD Çakalı sinyali çaktı…

İnce Muharrem’in, Akşener Hanım’ın ve Karamolla’nın önü açıldı…

Senin yandaş televizyonların bile, 916 milyon dolar vererek Demirören’e aldırttığın eski Doğan Medyası bile bu şahısları parlatır oldu, gördüğün gibi. Ve senin de bunları engellemeye gücün yetmez oldu gayrı…

Öylesine güçsüzleştin ki; İstanbul İl Örgütü’nde “Mahalle Başkanları”yla yaptığın toplantıda, onlara verdiğin kanunsuz emirler ve gösterdiğin yollar videoya kaydedilip anında servis ediliyor, sosyal medyaya.

Ben bunları dışarıda konuşmam, diyorsun orada. Ama videon internet ortamında tıklanıp duruyor…

ABD Hayduduna güvenerek siyaset yapanların tamamının kaderi budur be Hafız…

ABD önlerini açtığı sürece, bülbül gibi şakırlar. Hiçbir güç önlerinde engel oluşturamaz. Öylesine hızla yol alırlar ki, kerameti kendinde görmeye başlarlar.

“Ben neymişim de haberim yokmuş be!”, derler.

Ama kullanım süreleri dolup ABD iplerini kesiverdiği anda, dengesini kaybedip uçurumdan yuvarlanmış garibanlar gibi hızla, ne olduğunu anlamadan çakılıverirler yere…

Sen de bu süreçtesin be Hafız…

Ne olduğunu, ne yaptığını bilmez haldesin şu an…

Bakışların korku dolu. Dilin dolaşıyor habire. Öyle ki nerede olduğunu bile şaşırıyorsun bazen.

Normal bunlar, Hafız…

Ne demişti, ünlü şairimiz Nazım?

“Hiçbir korkuya benzemez vatanını satanın korkusu!”

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

21 Haziran 2018

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı

Comments are closed.