Hafız, bu ne iştir ya?…

Hafız, bu ne iştir ya?…

Dün, çok değil daha 317 gün önce “Haçlı İttifakı”na saydıracaksın, bugünse kalkıp Vatikan’da Papa’nın önünde gerdan kırıp el bağlayacaksın…

Anlaşılan, senin kaderin de bu be Hafız…

Dün ak dediğine bugün kara demek, dün dost dediğine bugün düşman demek, velhasıl; fırıldak gibi dönüp durmak…

Fakat yine de işler tıkırında be Hafız…

Yeşil Kuşak Projesi’nin meczuplaştırdığı “hülooğğ”cuların hep peşinde senin. “Reis’imiz dünya lideri” diyorlar da başka bir şey demiyorlar.

İşte, cin profesörlerin boşuna demiyor be Hafız; “Cahillerin ferasetine güveniyoruz”, diye. Tabiî onların “feraset” dediği; zavallılık, ne yaptığını bilmezlik…

Yani, çok kolayca; “Biz bu zavallılar sürüsünü Allah’la aldatabiliriz”, demiş oluyorlar.

Aldatıyorsunuz da be!..

Bak hele, 317 gün önce ne demişsin:

***

Videonun Tapesi:

Recep Tayyip Erdoğan: “Hayırdır ya? Vatikan’da niye bir araya geldiniz? Papa’nın huzurunda niye bir araya geldiniz? Papa ne zamandan beri Avrupa Birliği üyesi oldu? Haçlı ittifakı kendini eninde sonunda gösterdi.”

***

Bugünse, işte Sorosçu Kemal’in deyişiyle tıpış tıpış gitmişsin, Vatikan’a, Papa’nın huzuruna…

Senin bu Papalarla işin bir hayli eskiye dayanır be Hafız…

17 Aralık 2004’e gidelim mesela. “Kraliçe’nin Gülü”yle birlikte “Avrupa Birliği Konseyi Brüksel Zirvesi”ndesiniz. Sonuç bildirgesini Avrupa Hıristiyan Devletler Birliği’ni sağlamayı ana ilke edinen Papa 10. Innocentius’un heykeli önünde imzalıyorsunuz.

Avrupalılar için bu Papa, Haçlılar Birliği’ni temsil eder. O yüzden seni oraya götürdüler, Hafız…

Sen de onu kabul ettin tabiî. Çünkü ABD ve AB önünü açmıştı, seni iktidara taşımıştı. Sen de onlara hem borcunu ödüyordun, hem de hizmette kusur etmezsem efendilerim beni ömür boyu iktidarda tutar, diye düşünüyordun, değil mi?

İyi de hizmet ettin be Hafız…

7 Haziran 2015’e kadar kusursuz biçimde hizmet ettin efendilerine. Ama baktın ki bu hizmet senin de sonunu getiriyor, bu kez işi savsaklamaya, ayak sürümeye başladın. Efendilerin de, hizmette kusur ettiğin için, sana karşı hasmane tutum almaya başladılar.

İşin sonunun buraya varacağı başından belliydi be Hafız…

Ama sen onu göremezdin, bilemezdin…

Onların derdi BOP. Yani Türkiye’yi en az üç parçaya bölmek öncelikle. Sonrasındaysa daha da parçalamak, eğer güç yetirebiliyorlarsa bizleri geldiğimiz yere, yani Asya’ya geri göndermek…

Onlar 1071’den beri bu düşünce ve bu hülya içindeler be Hafız…

Yani Haçlı Seferleri’nden hiç vazgeçmiş değiller onlar.

Eğer zerrece Tarih bilmiş olsaydın, ABD ve AB Emperyalist Çakallarına teşeronluk eden, hizmetkârlık eden hiçbir devlet adamının sonunun hayırlı olmadığını görürdün, bilirdin.

Onlar asla; “Bu adam bize yıllarca hizmette bulundu. Buna gaddar davranmayalım.”, demezler. Hizmette kusurlar etmeye başladığın anda seni harcarlar. Üstelik de acıma diye bir duygu taşımaz onlar. Sevgi, dostluk, müttefiklik gibi hiçbir insani duygu ve düşünce taşımazlar.

İşte bu bakımdan, sen de artık bir kapana gelip kısıldın. Daha önce de söylediğimiz gibi, hizmete devam etsen “hülooğğ”cuların uyanıp senin işini bitirecek. Sonun FETÖ’cülerin sonu gibi olacak. Hizmetten vazgeçsen, bu kez de emperyalist efendilerin senin ipini çekecek.

Büyük suçlar işledin, büyük ihanetler ettin bu vatana, bu millete ve Halkımıza. Ne yaparsan yap, nereye gidersen git; bunların vebalinden ve hesabından kurtulamayacaksın.

Hani sen Suudi dostusun ya; “Men dakka dukka”, dersin sık sık…

Halkımız ne der?

“Eden bulur…”

Sen de hazin sonunla eninde sonunda karşılaşacaksın…

Bugünkü kanunlar uyarınca, hukuka uygun çalışan bağımsız mahkemeler önünde bulacaksın kendini. Er ya da geç…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

7 Şubat 2018

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı

Comments are closed.