Siyasi hayatımızın tamamı boyunca…

Siyasi hayatımızın tamamı boyunca, yani 1967’den bugüne, 51 yıldır Che’nin tanımıyla “İnsan soyunun başdüşmanı” ABD Emperyalist Hayduduna ve onun ülkemizdeki ve bölgemizdeki hain, satılmış, ahlâksız işbirlikçilerine karşı mücadele etmekteyiz.

Ömrümüzü bu kavgaya adadık, günümüzün bu biricik insancıl davasına vakfettik. Geriye dönüp baktığımızda, iyi ki de böyle yaşamışız, diyoruz. Çünkü günümüz insanının gerçek anlamda “insanım” diyebilmesi için, yaşanması gereken biricik hayat biçimi budur…

Hayata insancıl bir anlam yükleyen biricik yaşama biçimi budur…

Önderimiz Hikmet Kıvılcımlı ve yaşıtlarımız; Denizler, Mahirler ve bu kavgada hayatını feda eden tüm yoldaşlarımız hep aynı çizgideydi. Aynı davanın savunucularıydık, aynı kavganın yoldaşlarıydık.

ABD’nin saldırgan askeri gücü 6’ncı Filo’yu protesto mitingleri düzenledik. ABD askerlerini Dolmabahçe’de Boğaz’ın serin sularına attık.

ABD Büyükelçisi, CIA Şefi Robert Komer’in ülkemize gelişini, Atatürk Havaalanı’na giderek protesto ettik. Ankara’da, ODTÜ’de, yine aynı ajanın üniversitemizi kirletişini protesto etmek için onun arabasını ters çevirip yaktık.

Önderimiz Kıvılcımlı’nın “Yol Anıları”, hemen her satırında ABD Emperyalizmine karşı bir savaş protestosu içerir. Denizler’in, Mahirler’in Savunmaları da aynıdır.

Gençlik eylemlerimizin en çok atılan sloganlarından biri; “Yankee go home!”du. Bir diğeriyse; “Hoşt Amerika, Puşt Amerika” idi.

Dev-Genç Marşı’mız da emperyalizme karşı savaşa çağırırdı Halkımızı.

Sinan Cemgil ve Yoldaşları, Kürecik’teki NATO Radar Üssünü basmaya giderken pusuya düşüp katledildiler.

Mahirler ve Cihanlar ise, Ünye’deki, Sovyetler’i dinlemekle görevli Radar Üssü’nü vurmaya giderken katledildiler.

Yani arkadaşlar, başdüşmanımız ABD Emperyalist Çakalı, onun hâkimiyetindeki ve komutasındaki NATO ve ülkemizdeki işbirlikçi, hain iktidarlardı.

Devrimcilik buydu. Devrimci yaşam buydu, devrimci eylem buydu: Bu alçak düşmana karşı Halkımızı bilinçlendirmek ve örgütlendirmekti görevimiz.

Ve bu işgalci, emperyalist çakalları, işbirlikçileriyle birlikte ülkemizden defetmekti. Türkiye’nin Tam Bağımsızlığını sağlamaktı, Halkımızın gerçek iktidarını kurmaktı.

1991’de, bilindiği gibi, Sovyetler Birliği ve Sosyalist Kamp, Lenin’in öğretilerine sırtlarını döndükleri için çürüdüler, yıkıldılar. Bunun üzerine anında dümeni ABD’ye kırdı PKK. Onunla anlaştı, onun emrine ve hizmetine girdi, onun Ortadoğu’daki yerel gücü olmayı kabul etti.

PKK’nin kitlesel gücü ve eylem gücü ve bu gücün yarattığı manyetik etki, bizim küçükburjuva sol grupları yamyassı edip yörüngesine çekti. Hepsi de PKK’nin birer uydusu olup çıktılar. Bizim dışımızda kalan tümü…

Dolayısıyla da, antiemperyalist anlayışı ve söylemi terk ettiler. Dolaylı biçimde bunlar da ABD yandaşı oldular, ABD hizmetkârı oldular. Yani ABD’nin Sol Tabelalı Şark Ekspresi’nin vagonları oldular. Yaptıkları, devrime ihanetti, ülkemize ihanetti, halka ihanetti. Tabiî bu ihanet, onların da bitişlerine yol açtı. İdeolojik olarak iflas etmişlerdi, halka verecek hiçbir şeyleri kalmamıştı. Halkın hiçbir meşru ve haklı talebini görüp anlayamaz olmuşlardı artık.

Hani demokrasi, özgürlük, hak hukuk filan diyorlar ya; onların bu söylemlerinin içeriğine baktığınız zaman, bütünüyle ABD’nin “Project Democracy”sinin içeriğiyle karşılaşırsınız.

Bir ABD Dışişleri yetkilisinin belirttiği gibi bunlar artık ABD’nin “Umut Kaynağı” ve onun “Demokrasi Güçleri” olmuşlardır…

Yaptıkları tam ihanetti…

Şefler bazında baktığımız zaman her biri birer insan sefaletiydi artık.

İzleyen arkadaşlarımız bilirler: Diyoruz ki biz; “Katil Amerika, Ortadoğu’dan defol!” diyemeyen her siyasi, her aydın ya gafildir, ya hain.

TRT’deki Seçim Konuşmalarımızda da bu sloganı haykırdık.

Peki, bizim bu feryatlarımızın sağ ve sol siyasilerde bir tek olsun yansısı olmuş mudur?

Biz duymadık.

Bırakalım Meclisteki Dört Amerikancı Burjuva Partisini. Sol Gruplardan olsun bir teki bizim bu sloganımızı sahiplenmiş midir?

Onlara mensup bir tek insanın ağzından dökülmüş müdür bu devrimci söz?

Tanık olmadık…

Enteresandır hayat; ülke içinde tanık olmadık ama ülke dışından bu namusa, bu ahlâka, bu cesarete ve bu bilince sahip olan bir insana rastladık. Adı Jerry Day. Hem de Amerikalı…

İnanın hazine bulmuş gibi sevindik, yüreğimiz büyüdü. Demek ki dünyanın öbür ucunda bile, ABD Haydut Devletinin egemenliğindeki ülkede bile namuslular varmış, olabiliyormuş.

Buyrun, birlikte izleyelim konuşmasını. Hem suretini izleyelim, hem de sözlerini. Dolayısıyla da hep birlikte sevinelim, bir kez daha…

***

Videonun Tapesi:

Ben şimdi kalksam, komşunuzun bahçesine girip, köpeği öldürsem ve bunu yapmam için beni sizin tuttuğunuzu söylesem?

ABD’de yaşıyorsanız devlet size aynen böyle yapıyor, Amerika bir ülkeden çıkıp diğerine giriyor, ana akım medya ise tuhaf şekilde susuyor, Afganistan, Irak, Yemen, Libya, Suriye, Pakistan, Türkiye ve daha başka ülkelere giriyorlar.

Canlarının istediğini bombalıyor, istediklerini öldürüyor, yerle bir ediyor ve bunu yasal temellere dayandırmadan, diğer ülkelerin rızası olmaksızın, Cenevre Sözleşmeleri kadar eski bir sözleşme de dahil uluslararası anlaşmaları açıkça ihlal ederek yapıyorlar.

Dünyanın yeni kötü adamı biziz. Ve sizin bayrağınız, sizin yüzünüz bu kampanyaların sembolü haline geliyor. Almanya’nın 1939’da yaptığı gibi, Amerika da bugün ülkemize hiçbir şekilde tehdit teşkil etmeyen bir sürü ülkeye, sayısız topluluğa sebepsizce korku ve ölüm saçıyor. Tüm bunları bizim ordumuz, hükümetimiz ve ana akım medyanın adını bile anamadığı kurumsal derin devlet yapıyor, sizin adınıza savaş suçları işliyorlar.

Komşunuzun köpeğini vurdular ve bu sizi rahatsız etmiyor sanki. Almanların Hitler’i alkışlaması gibi, Amerikalılar da bu mazareti olmayan eylemlerin onların güvenliğini sağlayacağını sanıyor. Hâlbuki tam tersinin olması kaçınılmaz. Bu sonu gelmez zülmu gerçekleştiren ordumuz daha fazla teröre davetiye çıkarmakla kalmıyor, Tıpkı 2. Dünya Savaşı’nda dünyanın Almanya ve Japonya karşısında saf tutması gibi, Rusya ve Çin’in ve onların müttefiklerinin karşımızda yer almasına neden oluyorlar.

Geçmişte yaşanan trajedilere baktığımızda alaşağı edilenin sadece Alman Hükümeti ve liderleri olmadığını görüyoruz. 2. Dünya Savaş’ından sonra Alman Halkı aşağılandı, aç bırakıldı, eziyet gördü ve öldürüldü. Kadın, erkek, çocuk demeden tüm Alman Halkı seçilmiş liderlerinin eylemleri yüzünden suçlandı ve cezalandırıldı.

ABD’nin küresel zulmünün ve yabancı insanları kendi topraklarında topluca katletmesinin karşısında durmuyorsanız, siz de gelecekte muhtemelen hedef haline geleceksiniz.

Amerikalı gibi mi görünüyorsunuz?

Diyelim ki ordumuzun işgal ettiği Müslüman bir ülkeye ayak bastınız. Un ufak olmuş evinin enkazından evlatlarının cansız bedenlerini çıkaran biriyle göz göze geldiniz.

Sizce bu insanlar size nasıl davranır?

Savaş’ın her türlüsü kötü ama ABD’nin başlattığı savaş kötünün de kötüsü. Tek taraflı zorbalık, nedensiz işgaller, rastgele seçilmiş hedeflere karşı silahlı, siyasi Haçlı savaşları yürütme bahanesiyle başka ülkelerin kaynaklarının sömürülmesi…

Evlerini, canlarını, sevdiklerini kaybeden ve çoğu da tüm bunların neden yaşandığını bilmeyen insanlar… Hiçbir propaganda, diplomasi ya da dış yardım ordumuzun yaptığı veya yapmakta olduğu şeyi telafi edemez. Gencecik askerlerimizin büyük bir dava için öldüklerini ya da uzuvlarını kaybettiklerini açıklayacak hiçbir mantıklı açıklama yoktur.

Tüm bunlar olurken savaş karşıtı bir söylemde dahi bulunamayacak kadar beynimiz yıkanmış durumda mı?

Konfederasyon bayrağı bugün ülkemizde yasaklanıyor, çünkü çoğu kişiye köleliği, gericiliği ve adaletsizliği hatırlatıyor. Nazi bayrağı soykırımın simgesi.

Peki ya onların ülkelerini işgal ederken, evlerini yıkarken, dost ve sevdiklerini öldürürken dalgalandırdığımız ABD bayrağı dünyanın geri kalanı için neyi temsil ediyor?

Dünya ABD bayrağını nasıl görecek?

Çok gurur duyduğunuz bayrağınızı dalgalandırarak, insanların ülkesini, canını, kültürünü ve toplumunu yağmalayıp yerle bir eden ordumuzun, derin devletimizin, Paralı askerlerimizin hâlihazırda o çok sevdiğiniz bayrağı sallaya sallaya ziyaret ettiği insanların sizi hedef haline getireceği günler de gelecek…

Ben tek başına ordumuzu, kongremizi, başkanımızı ve derin devleti bu ülkeleri işgal etmekten alıkoyamıyorum. Bu mesajı da bu yüzden, Amerikalıların uyanması ve kendilerine dünyanın geri kalanının gözüyle bakması için yayımlıyorum. Eğer Amerika’da savaş karşıtı, antiemperyalist büyük hareketler başlatmazsak, hükümetimizin küreselci, emperyalist açgözlülük ve şiddet dağını yerinden oynatacak kadar güçlü hareketlere imza atmazsak, siz de, ben de suçlanacağız, sorumlu tutulacağız. İntikam, nefret ve cezaların hedefinde biz olacağız.

Dünya kapımıza dayanıp, ödeşmek istediğinde, adalet aradığında, ben en azından bu videoyu gösterebileceğim.

Peki ya siz ne göstereceksiniz?

Büyük bir kalabalık olup, milli politikalarımızda ve uygulamalarımızda büyük değişikliğe yol açacak büyük işler başaramazsak, o zaman bizi de hiç parlak bir gelecek beklemiyor. (https://www.gzt.com/video-galeri/haber/abdli-uzman-jarry-day-ulkesinin-gercek-yuzunu-boyle-ifsa-etti-2159538)

***

Bizim de her satırına imza atabileceğimiz kalitede ve doğrulukta bir anlatımdır bu…

Bu konuşmayı Meclisteki Amerikancı Dörtlü Çete’nin Şefleri ve onların amigoları izleseler ve ABD’nin Sol Tabelalı Şark Ekspresi’nin vagonları olmuş, kendilerini hâlâ “Sol”diye tanımlayan grup şefleri izleseler, acep utanırlar mı dersiniz?..

Hiç sanmıyoruz…

Çünkü bunlarda utanma hissi de tüm insani değerler gibi çoktan bitmiş…

Sıfır numara Amerikanofil olmuş her biri…

Yazımızı, rahmetli, yiğit, devrimci ozanımız Âşık İhsani’nin, bu emperyalist çakala meydan okuyan bir şiiriyle bitirelim istedik.

Daha önce sanırım birkaç kez paylaşmıştık. Fakat olsun, dedik. Böylesi değerli şiirlerin her gün okunsa bile yeri vardır…

 

ENİNDE SONUNDA

Sen ey Amerika, benim tepeme

Sanma ki hep böyle dikileceksin

Bugün değil ise, yarın mutlaka

Defolup yerine çekileceksin

 

Benim adım proleter dört bucak

Bir gün ayak seslerimi duyacak

Ve benim önümde duramayacak

Boynunun üstüne yıkılacaksın

 

Sen de farkındasın elbet varımın

Hesabını soracağım kârımın

Kırk dört numaralı ayaklarımın

Nasırı dibine gömüleceksin

 

Mavi gökte bayrağım var, kızıl kan

Kitaba, silaha sarıldığım an

Avrupa’dan, Afrika’dan, Asya’dan

Bil ki tâ kökünden söküleceksin

 

Sana kesin söylüyorum bana bak

Öyle bir gün gelecek ki alnı ak

İnsanlar içine çıkamayacak

Yüzüne lanetle bakılacaksın.

 

Yalanların, zulmün, gücün bitecek

Uşakların koyup seni gidecek

Ardından sen seni mahkûm edecek

Halkalı ipime takılacaksın.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

26 Ocak 2018 

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı

Comments are closed.