Kaçak Saraylı Hafız’ın hâlâ “Zalim Esed, devlet terörü uyguladı. Onunla birlikte yol yürüyemeyiz.” söylemi…

Kaçak Saraylı Hafız’ın hâlâ “Zalim Esed, devlet terörü uyguladı. Onunla birlikte yol yürüyemeyiz.” söylemi, apaçık bir şekilde, devşiricisi, yapımcısı ve efendisi ABD Haydut Çakalına; “Ya, siz bakmayın benim Zarrab’la ilgili gak guk ettiğime. Ben aslında sadakatle size bağlıyım, emrinizdeyim ve hizmette sınır tanımam.” mesajı vermektir.

Yoksa, bu saatten sonra hâlâ zafer kazanmış, yurtsever ve antiempertalist Beşşar Esad’la ve onun liderliğindeki BAAS Yönetimiyle uğraşması, aklını zerre miktarda da olsa özgürce kullanabilen bir insanın yapacığı bir iş değildir.

Hadi, diyelim ki Kaçak Saraylı Hafız, sözlerinin ve eylemlerinin ne gibi sonuçlar doğuracağını hesaplayamaz ve göremez. Ama benzer söylemler, Kaçak Saray Sözcüsü, cin gibi zeki İbrahim Kalın tarafından da sarf ediliyor.

Demek ki, bunlar, ABD’nin sadık kulları olmuşlar artık. Onsuz iktidarda kalınabileceğine bir türlü akıllarını yatıramıyorlar, bu konuda kendilerini ikna edemiyorlar. Ne yapıp edip ABD’ye güven vermek, onun gözüne girmek, ona hizmette kusur etmemek, ona sadakat gösterilerinde bulunmak; bu sayede de ihanet, vurgun ve zulüm düzenlerini sürdürmek derdindeler. Anlayışları bu…

Kaçak Saraylı Hafız’ın ve amigolarının algılayamadıkları ise şudur:

Her nesnenin olduğu gibi, her işbirlikçi hizmetkârın da bir kullanım süresi vardır. O süre doldu muydu, ABD Haydudu hemen tekerlendirir işbirlikçisini iktidardan. Yerine büyük bir heveskârlıkla sıra bekleyen, devşirdiği uşaklarından derleşik bir kadroyu getirir.

İşte bu nedenle de, Kaçak Saraylı’nın ve onun AKP’giller’inin kullanım süresinin sonuna gelindiğini görmüş oluyor, ABD Emperyalist Haydudu.

Bu sebeple de, onun koltuğunu sallayıp çatırdatıyor, art arda ona, açılış babından da olsa, darbeler indiriyor.

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye lideri Beşar Esad için “Esed devlet terörü estirmiş bir teröristtir ve Esed’le yürümek imkânsızdır” dedi.

“Tunus’a yaptığı resmi ziyarette, Tunuslu mevkidaşı El-Baci Kaid es-Sibsi ile ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan “Suriye’de Esed’le yürümek kesinlikle mümkün değildir. Ne için? 1 milyona yakın vatandaşını öldürmüş olan bir Suriye’nin başkanıyla nasıl olacak da geleceği kucaklayacağız? Suriye’nin halkı böyle birisini başında görmek ister mi? Çünkü Esed, kesinlikle açık ve net söylüyorum, devlet terörü estirmiş aslında bir teröristtir” dedi.” (http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42493610)

Yukarıdaki birkaç cümlesi içine kaç yalanı birden sığdırıyor, Kaçak Saraylı Tayyip, değil mi arkadaşlar?

Halkımızın deyişiyle; “Yalan bunların ağızlarında yuva yapmış.”

Soralım Hafıza:

Hani Esad kardeşindi senin?

Hatta kardeşten de yakındın, Beşşar Esad’la?

Ne oldu da birden “zalim” oldu Esad?

Esad hiçbir değişiklik göstermedi, Hafız…

Pervane gibi dönen sen oldun. Efendin Obama’dan aldığın bir buyruk üzerine, anında sattın Esad’ı ve kardeş Suriye Halkını. Tüm Müslüman Halklara olduğu gibi, kardeş Suriye Müslüman Halkına karşı da savaş suçu işledin. Durduk yerde, efendinin BOP’unu hayata geçirmek için savaş açtınız, Türkiye dostu kardeş Suriye’ye ve onun namuslu, yurtsever liderine ve yönetimine. ABD ve Emperyalist Haydutlarıyla birlikte, Siyonist İsrail’le birlikte ve insan soyunun yüzkarası tiplerden oluşan, hain insan sefaletinden derleşik Suudi Arabistan Krallığı yöneticileriyle birlikte. Katar gibi alçak emperyalist uşaklarıyla birlikte.

Tüm derdiniz efendinize yaranmak, vurgun ve soygun düzeninizi devam ettirmekti, değil mi?..

Ne diyor, Kaçak Saraylı?

“1 Milyona yakın vatandaşını öldürmüş olan”, diyor Esad için.

Yalan!

1 milyon masum insanı emperyalist çakal sürülerinden derleşik efendilerinle birlikte, İsrail’le, Suudi Krallığı, Katar Emirliği’yle birlikte sizler öldürdünüz. Tıpkı Irak’ta, Libya’da olduğu gibi.

Elleri kanlı olan sizlersiniz. Müslüman katliamcısı olan sizlersiniz. Emperyalist Haçlı’nın işbirlikçisi, onun taşeron katilleri olan sizlersiniz. Yatacak yeriniz yok sizin be!

Sizi ancak Cehennemin en derin bölgesi olan, adına “Hâviye” denen ve inanmadıkları halde inanmış görünen sizin gibi müşriklerin bulunduğu yer kabul eder.

Yüreğinde zerre miktarda olsun Allah korkusu taşıyan ve Din Günü’ne inanan bir insan, nasıl yüz milyarlarca dolarlık kamu malını aşırır?

Ve nasıl Emperyalist Haçlı’nın emrine girip on milyon civarında masum Müslümanın kanının akıtılmasında onlarla suç ortaklığı eder?

Sizin dinciliğinizin Muaviye ve Yezid Dinciliğinden en ufak bir farkı yoktur. Hep söyleyegeldiğimiz gibi; bir tek Tanrıya tapınırsınız siz; o da Para Tanrısı’dır.

Bir de, hangi yalanı ve demagojiyi öne sürüyor yukarıda, Kaçak Saraylı?

“Suriye’nin halkı böyle birisini başında görmek ister mi?”

Sen milleti ahmak sanıyorsun herhalde tümden, Hafız…

İşte birkaç yıl önce Suriye’de seçimler yapıldı. Ve Beşşar Esad, halkının yüzde 84’ünün oyuyla yeniden devlet başkanlığına seçildi.

Üstelik de, emperyalist efendilerin iftira atamasınlar, namussuzluk yapamasınlar diye, onların gözlemcilerini de davet etti ülkesine, Beşşar Esad. Onlar bile seçimlerin kanunlara uygun bir biçimde yapıldığını ve hiçbir usulsüzlüğün olmadığını rapor ettiler.

Asıl kanunsuzluk yapan sensin. 16 Nisan Referandumunu yüzde 53’e yüzde 47 oranıyla kaybettiğini adın gibi biliyorsun. Kendi yan örgütüne çevirdiğin Yüksek Seçim Kurulunun yaptığı bir “Tam Kanunsuzluk”la ve bunun sonucunda da 2 buçuk milyon civarındaki sahte oyu sisteme sokup geçerli kılmasıyla kıl payı kazanmış gösterebildin kendini. Aslında kaybettiğini kendin de, avanen de, dünya âlem de biliyor. Efendin Batılıların gözlemcileri de senin yaptığın kanunsuzlukları raporunda belirttiler. Bu da gösteriyor ki, “hülooğğ”cuların bile yavaş yavaş seni görüp gerçek kimliğinle tanımaya başladılar. Ne yaparsan yap, bayır aşağı yuvarlanmaya başladın, Hafız. Kurtuluşun yok artık.

Kaçak Saraylı Hafız, Beşşar Esad’a attığı bu iftirayla, tam anlamıyla psikolojik projeksiyon yapıyor. Yani, kendi işlemiş bulunduğu suçu, Beşşar Esad’a yansıtmış oluyor.

Kaçak Saray Sözcüsü İbrahim Kalın da 4 gün önce şu demagojiyi gevelemiştir.

“Esed meşruiyetini ve liderlik vasfını yitirmiştir, Suriye’nin geleceğini inşa etme gibi bir şansı kalmamıştır.” (http://www.demokrathaber.org/siyaset/kalin-rojava-devrimi-sol-perspektif-acisindan-cok-ciddi-bir-paradoks-h94763.html)

Bununki de tamamen efendisine yaranma telaşından başka bir şey değildir. Onun dediğini değişik ifadelendirmeyle öne sürecek ki, Kaçak Saray’daki makamını ve küpünü koruyabilsin.

Oysa bütün dünya ne demektedir?

“Esad’sız bir Suriye üzerine hesap yapmak ve ona göre strateji belirlemek gerçekçi değildir. Esad’ın kalıcılığı artık netçe ortaya çıkmıştır.”

ABD ve AB Çakalları bile artık bu noktaya gelmişlerdir. Bizimkilerse, bütün işbirlikçi hizmetkârların yaptığı gibi, kraldan çok kralcı görünerek, efendilerine yaranma ve ihanet ve talan iktidarlarını sürdürme telaşındadırlar.

Tabiî Kaçak Saraylı Tayyip ve avanesinin yaptığı, bu efendiye sadakat gösterileri, bölge ülkeleri nezdinde onun zaten oldukça sarsılmış olan güvenilirliğini yerle bir etmektedir.

Düşünün, bunların Türkiye’yi düşürdüğü durumu. Dünyada hiç kimse bunlara saygı duymamaktadır, bunlara iyi gözle bakmamaktadır.

Bunlardan bize ne, diyebiliriz. Bunlar zaten vatanımızın ve halklarımızın düşmanıdır, diyebiliriz. Fakat iş bu kadar basit değildir. Bunlarla birlikte itibar kaybeden, ülkemiz de olmaktadır, Türkiye de olmaktadır.

Hep söyleyegeldiğimiz gibi, aslında bunlar asla gelemezlerdi Türkiye’nin Yönetimine. Fakat 1950’den bu yana ABD Emperyalist Haydudunun tüm İslam Ülkeleriyle birlikte boynumuza dolamış olduğu lanet halkası “Yeşil Kuşak Projesi”, hem bunları yetiştirdi, hem de halkımızın önemli bir bölümünde sağduyu diye, özgür düşünce diye, mantık diye, kavrayış diye bir şey bırakmadı.

İşte bu ABD Projesinin yaratmış bulunduğu tahribat üzerine inşa edebildi bunlar iktidarlarını…

ABD ve AB Haydutları, Kahraman Gerilla Che’nin de dâhiyane biçimde özetlediği gibi, İnsan Soyunun başdüşmanıdırlar. Üstelik sadece bununla da kalmamaktadırlar; hayvanların da, doğanın da başdüşmanıdır bu sömürgen, alçak emperyalist çakallar.

Gün gelecek, insanlık bunlardan ve onların işbirlikçisi hainlerden hesap soracak!

İnsan içine çıkamayacak bunlar. İnsanlık hep tiksintiyle, lanetle anacak adlarını…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

29 Aralık 2017 

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı

Comments are closed.