Ey Kaçak ve Haram Saraylı Hafız!

Ey Kaçak ve Haram Saraylı Hafız!

Emperyalist çakalca devşirilmeyi ve onun işbirlikçisi olmayı kabul etmek; eroin gibi, benzerleri gibi bir uyuşturucuya alışmayı kabullenmek gibidir.

Başlangıçta keyif verir insana; enteresan hayallere daldırır adamı. Hiç düşünmediğin, o güne dek hiç aklından bile geçmeyen mevkilere, makamlara ve koltuklara zıplatır. Adamı ünlü ve pozlu kılar. Tabiî haz verir bu durum, başını döndürür adamın; “Vay be, biz neymişiz de anlayamamışız bugüne dek!”, dedirtir. Velhasıl ayaklarını yerden keser. Tıpkı eroinin, morfinin, bonzainin yaptığı gibi…

Fakat aynı anda da tahribatı oluşmaya başlar. Dirhem dirhem çürütür bedeni, beyni, ruhu. Sonunda manyaklaştırır adamı, halüsinasyonlar gördürür, abuk sabuk konuşturur. Şiddetli fırtınalar gibi bir uçtan bir uca savurur insanı ve en sonunda da işini bitirir. Çürütüp posasını bırakır ortada.

İstersen başka bir örnekle anlatalım: ABD işbirlikçiliğine soyunmak, ruhu İblis’e satmak gibidir. O da sana büyük suçlar işletir, başlangıçta büyük kazanımlar da elde ettirir. Yani yükseltir seni maddi anlamda ve görünüşte. Ama sürekli suçlar işletir sana. Biri biter bitmez yeni bir suçun kollarına atar seni, zaten sen de bağımlısı olursun suçların, kriminal tipler gibi. Fakat sürecin bir başka yönünde ise sen her geçen gün biraz daha batarsın. İşlediğin ağır suçların ağırlığı arttıkça artar ve taşıyamaz hale gelirsin onları, çökersin.

İşte bu aşamada terk eder seni İblis. “Ben sana hiçbir şey yaptırmadım. Bütün suçları sen kendi isteğinle ve özgür iradenle yaptın. Şimdi de cezasını çekeceksin yaptıklarının.”, der. Ortada kalıverirsin tepeden tırnağa suça batmış olarak. O güne dek seninle suç ortaklığı yapmış olanlar, seni yere göğe sığdıramayanlar, bir bir terk etmekle kalmazlar sadece; senin suçlarını da sayıp dökmeye başlarlar doğrudan veya dolaylı bir biçimde.

Bu işler aynen böyledir Hafız!

Sen Refah Partisi Beyoğlu İlçe Başkanı iken, tâ 1995’te, ABD Haydudunun Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz sendeki ihanet potansiyelini keşfedip göz koydu sana; sonra da gelip devşirdi. Daha sonra değişik görüşmeleriniz oldu ABD Emperyalistlerinin temsilcileriyle ve sen; ün için, poz için, koltuk için o günlerde telaffuz edilen şekliyle başbakanlık için devşirilmeyi ve işbirlikçiliğini kabul ettin. Gönüllü iradenle ABD işbirlikçiliğine soyundun.

Ne demişti Emperyalist ABD sana?

1- BOP’ta sana verdiğimiz görevi itirazsız yerine getireceksin.

2- İsrail’in bölgesel düşmanlarının bertaraf edilmesinde ve onun güvenliğinin sağlanmasında bizimle birlikte çalışacaksın.

3- İslam’ın içinin tümüyle boşaltılarak, ruhunun yok edilerek, CIA-Pentagon İslamı haline dönüştürülmesinde hizmette bulunacaksın.

Sen bunları duraksamadan kabullendin. Hâlbuki senin velinimetin ve yetiştiricin Necmettin Erbakan, ABD’nin bu önerisini şiddetle reddetmişti.

Sen ise hemen atladın, “Tamam” dedin, “Anlaştık”.

Seni başbakan yapacak olmaları başını döndürmüştü. Karşılığında vermeyeceğin hiçbir şey yoktu.

Oysa BOP haritasına bir baksaydın, ya da nedir bu BOP deseydin, bilirdin bu ihanet projesinin seni adım adım bitişe ve çöküşe götüreceğini.

Ne zaman gördün bu BOP ihanetinin senin sonunu da getirmiş olacağını?

2015 Haziran Seçimleri sonucunda gördün. Ve hemen tornistan yaptın. Bir anda daha önce ayaklar altına aldık dediğin milliyetçiliği baş tacı ediverdin.

İşte efendin ile ters düşmen ve bozuşman da o günde başladı.

Efendinin istihbarat örgütleri müthiştir. Bak, CIA’yı bile kuran, Nazi istihbaratına sahip Almanya’yı ve onun başbakanı Angela Merkel’i bile dinleyebiliyor CIA. Seni dinlemek onun için çerezden sayılır.

İşte bu sebeple de senin bugüne dek işlemiş olduğun bütün suçlarını, bütün kanunsuzluklarını en ince ayrıntısına kadar bilmektedir CIA.

Şimdi seni satışa çıkardı. “Bize lolo okursun, gidip Rusya’nın Putin’i ile Çin’le, İran’la iş tutmaya başlarsın, Rusya’dan S-400 füzeleri alırsın. Tüm bunlara ilaveten de benim BOP’uma engel çıkarmaya başlarsın, ben de seni satışa koyuveririm işte.

Bak Reza Zarrab’ı itirafçı yaptım. Senin Halkbank Genel Müdür Muavinin olan Hakan Atilla’n da yolda. Senin bu İran ambargosunu delmeye yönelik yapıp ettiklerinin tamamını biz biliyoruz da, bu itirafçılar da kanıtlarıyla bir bir mahkemede ortaya koyacaklar. Sadece sen paçayı kaptırmış olmayacaksın. Oğlun, kızın ve hatta eşin bile suçlular listesine girebilir. Tabiî bizim istememiz halinde.

İşte son günlerin ahvali budur Tayyip. Sağa sola koşturarak çırpınman, acaba bu çemberi neresinden açıp kurtulabiliriz diye çabalaman bundandır. Ama nafile! Bir kere bu meselede onlarca suça batmış durumdasın. Ayrıca aldığın rüşvetleri de biliyoruz senin, ailenin, bakanlarının, banka görevlilerinin hepsini biliyoruz.”

Öyle görünüyor ki Hafız, seni getiren götürecek. Zaten çok iyi biliyorsun Türkiye’de iktidarları oluşturan da, oralara kimin ne kadar süreliğine gelip-gideceğini belirleyen de efendin ABD Emperyalist haydududur.

Ne zaman beri mi?

1950’den beri.

Hani hep söylersin ya Hafız, bu pek sevdiğin Arap atasözünü; “Men dakka dukka”.

Sen sandın ki, bu herkes için geçerli ama benim için geçerli değil. Arkanda ABD olduğu günlerde öyle sandın kendini, işte yanıldın be Hafız yine…

Sattın ruhunu emperyalist İblis’e. Vatana millete ve halka ihanetin kallavisini ettin 15 yıldan bu yana. Hemen her türden binbir suç işledin. Laik Cumhuriyet’i yıktın, Türkiye’yi Ortaçağ’ın karanlıklarına sürükledin. Ülkeyi BOP cehenneminin kıyıcığına getirdin.

İşte şimdi de efendin seni satışa çıkarıverdi.

ABD satar işbirlikçilerini. Tarih bunun yüzlerce örneğiyle doludur. Kullanır, işi bitince de satar ya da buruşturulmuş bir peçete gibi atar çöpe. Hele de önce kendisiyle işbirliğine girip hizmetkârı olmuşların, denetim dışına çıkmak istemesinden hiç hoşlanmaz. Onlara karşı çok acımazsız olur.

Evet Hafız, daha önce de söylediğimiz gibi, ihanete devam etsen de yıkılacaksın, ihanetten caymaya kalksan da…

İhanete devam edip BOP’taki görevini eskiden olduğu gibi sürdürürsen, seni “Hülooğğ”cuların bile affetmez.

Biz sana Reis dedik, dünya lideri dedik. Sen vatanı parçaladın BOP haritasında gösterildiği biçimde”, derler. Ve sana Boğaz Köprüsü’ndeki zavallı Mehmetçiklere ve Hava Harp Okulu öğrencilerine çektikleri muameleyi çekerler…

Sen de nihayet görmeye başladın bu gerçeği. O sebeple de boylu boyuna daldığın bataklıktan kurtulmaya çalışıyorsun, çırpınıyorsun tuzağa yakalanmış bir kuş gibi adeta.

Ama işte bu sefer de efendin ABD Emperyalist Çakalı seni affetmiyor. O bitirmeye çalışıyor senin işini.

Yani senin için çıkış yok bu kapandan. Ne yaparsan yap sonun hüsran. Ama kendin gönüllü girdin o kapana.

Bu girişinin yığınla canlı tanığı var. Merkez Parti Genel Başkanı Abdurrahim Karslı’dan tutun da, şu an bile yandaşlığını etmekte olan Abdurrahman Dilipak’a kadar, Ali Bulaç’a kadar, Deniz Baykal’a kadar. Ve daha da var…

Senin gidişin sıradan bir gidiş olmayacak, biliyorsun. Bugüne dek ülkemize ve halkımıza ettiğin bütün ihanetlerin, işlediğin bütün suçların, aşırdığın yüz milyarlarca dolarlık kamu malının hesabını vereceksin hukuka bağlı gerçek mahkemeler huzurunda. Hem de bugünkü TCK’de yer alan maddelere göre. Onların belirlediği cezaları alacaksın. Tabiî sadece sen değil AKP’giller’inin tamamı…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

29.11.2017

HKP Genel Başkanı

Nurullah Ankut

Comments are closed.