Kayıt No 9
Haber Başlık Arap Ulusu yiğit bir evladını kaybetti! 01.01.2007
Özet Arap Ulusu yiğit bir evladını kaybetti!

 

Active Image 

Dünyanın başhaydut devleti ABD ve değnekçisi  İngiltere, siyasi cinayetlerine bir yenisini daha ekledi

Bilindiği gibi ABD ve İngiltere, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’i arife günü sabaha doğru astırarak öldürtmüştür. İşgal altında tuttukları Irak’ta, işbaşına getirdikleri hainlerden derleşik kukla hükümetlerinin kukla bir mahkemesine sözde yargılatarak idama mahkûm ettirmişler ve astırmışlardır Saddam’ı.

01.01.2007
Tam Metin

Yine hatırlayacağımız gibi üç yıl kadar önce ABD eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Saddam’ı hapsettikleri hücresinde ziyaret ederek anlaşma teklifinde bulunmuştu: “Sen Irak’taki direnişi durdur, biz de buna karşılık senin başka bir Arap ülkesine, mesela Ürdün’e gitmene izin verelim” demişti, Saddam’a. Saddam bu alçakça teklifi sert bir biçimde reddetmiş ve emperyalist temsilciyi alaya almayı da ihmal etmemişti.

Emperyalist haydutlar bundan sonra, teslim alamadıkları Saddam’ı yok etmeye yöneldiler. Emirleri altındaki, şerefsizlerden: sözde yargıçlardan meydana getirdikleri bir kukla mahkemede, güya yargılatarak, ölüme mahkûm ettirmişlerdir, Saddam’ı. Hukuka azıcık da olsa saygısı olan hiç kimse bu yargılama komedisini ciddiye almamakta, bunun hukukla uzaktan yakından ilgisi bulunmadığını belirtmektedir.

Bu uyduruk mahkeme sürecinde üç avukatı öldürülmüştür Saddam’ın. İstediği belgelere ulaşmasına izin verilmemiştir. Kendisi 13 kez mahkeme salonundan zorla çıkartılmıştır.

Saddam’a yumuşak davrandığı için 23 Ocak 2006’da hükümetin kendisine yaptığı baskıları gerekçe göstererek Başyargıç Rizgar Amin istifa ediyor; yine 19 Eylül’de Saddam Hüseyin’e “siz bir diktatör değilsiniz” dediği için Başyargıç Abdullah El Amiri görevden alınıyordu. Tabiî yerlerine de Saddam düşmanı ve ABD uşağı, adı hukukçu, kukla yargıçlar atandı.

Kaldı ki suçlandığı ve ölüm cezasına çarptırıldığı olayda da yine haklı olan Saddam’dır.

1982’de Duceyl’i ziyaretinde kendisine suikast düzenlenmiş ve bu saldırıda 20 muhafızını kaybetmiştir, Saddam. Yani suikastçılar Saddam’ın 20 korumasını öldürmüşlerdir. Böylesine güçlü-etkin bir suikast girişimidir söz konusu, daha doğrusu dava konusu yapılan. Saddam da suikastçılardan 148 kişiyi öldürtmüştür.

Bir devlet başkanının böyle bir saldırı karşısında kendini savunma ve suikastçıları cezalandırma hakkı vardır, formel hukuk açısından.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyelerinden birinin de dediği gibi: “Hukuka bağlı kalmak kaydıyla böyle bir davadan asla idam cezası çıkmaz, verilemez”di.

 Fakat dediğimiz gibi bu bir hukuki olay değildir. Cezayı verenler de yargıç değildir.

Cezayı veren de uygulatan da ABD’dir, İngiltere’dir ve genelde de G7 diye anılan emperyalist devletlerdir.

 

SADDAM’IN SUÇU NEYDİ?

İngiliz emperyalistleri, Birinci Emperyalist Yağma Savaşı sonrasında, Osmanlı’dan, onu parçalayıp çökerterek aldıkları Arap Ülkesini 22 parçaya bölmüştü. Ve bu topraklar üzerinde 21 kukla devlet-devletçik kurmuştu. (Bu parçaların 22’ncisi Filistin’dir.) Böylece koca Arap Ülkesini ve Ulusunu rahatça sömürüp yağmalayabilecekti İngiliz, Fransız, İtalyan emperyalistleri. Bu yağmaya, İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşından sonra ABD de katıldı. Hem de yağmadan aslan payını almak üzere. Çünkü emperyalist haydut devletler çetesinin ağababası olmuştu, 1945 sonrasında ABD. Bu yüzden de Ortadoğu petrollerinin milyar dolarları artık ABD’li petrol şirketlerinin kasasına akmalıydı. 2003 işgalinden bu yana da Irak’ın yıllık 20 milyar dolarlık petrol geliri, savaş gideri olarak doğrudan ABD devletinin hazinesine gitmektedir-akmaktadır. Düşünebiliyor musunuz? Hem uluslararası hukuku ayaklar altına alarak bir mazlum ülkeyi işgal ediyor, hem de işgalin giderlerini, yangın yerine çevirdiği o ülkenin doğal kaynağını-zenginliğini sömürerek karşılıyor. Tabiî bu arada da o mazlum ülkede yedi yüz bine yakın masum insanın canına kıyıyor. Uranyumlu ve misket bombaları gibi kitle imha silahları kullanıyor. Her türden savaş hukukunu da çiğniyor. İnsanlık dışı işkenceler uyguluyor, tecavüz ediyor işgal ettiği ülkenin kadınlarına.

Şimdi de o ülkenin Devlet Başkanını katlediyor.

ABD, biliyorsunuz, Irak’ı “kitle imha silahlarına sahip” diye işgal etmişti. Dört yıla yaklaşan bir süreden beri işgal altında bulunduruyor Irak’ı. Fakat hiçbir kitle imha silahı bulamadı. ABD sözcüleri de, “Irak’ta kitle imha silahı yokmuş” diyor. İngiliz Emperyalizminin sözcüleri de böyle diyor.

Yani yalanlar üzerine inşa ettiği bir saldırı ve işgalle, bir masum ülkeyi cehenneme çeviriyor, ülkenin yedi yüz bin insanını ve Devlet Başkanını öldürüyor, doğal kaynaklarına el koyuyor ABD ve İngiltere.

Ve bu şerefsiz, insanlıktan çıkmış, canavara dönüşmüş emperyalist çakal sürüsüne hesap sorulamıyor bugün. Ne yazık ki insanlık çok kara günlerde yaşıyor.

Sosyalist Kamp’ın varlığında yani 1991 öncesinde emperyalistler, böyle saldırılarda bulunamazlardı. Sosyalist Kamp bütün aksaklıklarına-zaaflarına rağmen koruyordu insanlığı. Bunu artık her namuslu aydın kabul etmektedir bugün. Demek ki insanlığın kurtuluşu Sosyalizmdedir. Sosyalizm, eşitlik-özgürlük ve kardeşlik düzenidir. Bunu hiç unutmayalım...

Saddam, bir burjuva Arap milliyetçisiydi. Emperyalistlerin 22 parçaya böldüğü ülkesini birleştirmek istemişti.

 Bu amaçla da 1990 yazında Kuveyt’e girmişti. Orada da durmayacaktı. Ardından Suudi Arabistan’a girecekti ve devam edecekti, ülkesini birleştirene kadar.

Bu, emperyalist haydutlar için affedilmez bir suçtu. Arap Ulusu birleşirse ABD, İngiltere ve benzerleri, o ulusu gönüllerince sömüremezlerdi, bugün olduğu gibi. Kolayca sömürebilmek için o kadar çok parçaya bölmüşlerdi ülkeyi.

İşte Saddam’ın ve önderi olduğu BAAS yönetiminin suçu buydu. Yani emperyalistlerin yağma düzenini bozmak istemesiydi. Bu yüzden 1991 Ocak’ında ve 2003 Martı’nda saldırdılar ABD ve müttefikleri. Arkasından da işgal altına aldılar Irak’ı.

Saddam yurtseverdir, emperyalistlerin kurduğu sömürge düzenine baş kaldırmıştır. Yiğittir, hiçbir aşamada emperyalist işgalci haydutlara boyun eğmemiştir. Diz çöktürememiştir emperyalist çakallar Saddam’a. Kendisini sözde yargılayan kukla, uşak yargıçlara hakaretler etmiştir, onları suçlamıştır. İdam kararı yüzüne okunduğu anda bile hiç korkuya kapılmamış, tam tersine cesurca haykırmıştır kukla yargıçlara:

“Yaşasın Irak! Yaşasın Iraklılar! İşgalciler ve vatan hainleri; yerin dibine girin! Cehenneme gidin!”

Saddam, idam sehpası önündeki son saniyelerinde bile cesaret ve vakarından hiçbir şey yitirmemiş, ülkesini, halkını ve Filistin’i düşünmekten geri durmamıştır:

“Ülkem zafer kazanacak! Umarım birlik içinde kalırsınız. İran koalisyonuna güvenmeyin. Bu insanlar tehlikeli. Filistin Araptır!” demiştir.

Saddam, korkup korkmadığı yolundaki bir soruya da:

“Ben hayata bir savaşçı olarak başladım ve öyle de devam ettim. Ölümü her zaman bekledim. Bu yüzden kimseden, hiçbir şeyden korkmuyorum!” demiştir.

Saddam, ölüme meydan okuyuşunu düşmanlarına tüm ayrıntılarıyla göstermek için yüzünün siyah bezle örtülmesini reddediyor. Onu asan ABD uşağı hain cellâtlarsa korkularından yarasalar gibi başlarına geçirdikleri kar maskelerinin karanlığına sığınıyorlar. Sadece olayın bu yönü bile hesaplaşmada kimin haklı, kimin haksız olduğunu göstermeye yetebilir bizce.

Din afyonuyla uyutularak, meczuplaştırılıp insanlıktan çıkarılan Şii cellâtları, her türlü insanî değerlerin dışına çıkarak darağacına çıkardıkları Saddam’a, “Cehenneme git!” diye bağırmışlardır.

Saddam, vatanlarını işgal eden, kadınlarının ırzına geçen, kardeşlerini öldüren ABD ve İngiltere’nin kucağında oynayan o insan sefaletlerine, o durumdayken bile hak ettikleri cevabı vermekten geri durmamıştır. Onlara:

“Erkek olun! Ben size refah getirdim. Allah sizi kahretsin!” demiş ve Şahadet getirerek son soluğunu vermiştir.

ABD, 30 Aralık sabahı astırmıştır Saddam’ı. Bu tarih, Arap ülkelerinde, Sünniler için Kurban Bayramı’nın birinci günüydü. Şiilerse bir gün sonra başlatırlar Bayramı. Türkiye de bir gün sonra yani 31 Aralık’ta başlatır bildiğimiz gibi Bayramı.

ABD, Saddam’ı Kurban Bayramı sabahı katlederek, bütün İslam Âlemini aşağılamıştır. Sizin kutsal gününüzü filan ben ciddiye almam, demek istemiştir. Yani emperyalist saldırganlığını Haçlı zihniyetiyle bağdaştırmıştır. Emperyalizmine İsacı bir dinsel kılıf giydirmiştir.

ABD, özelde bütün Arap liderlerini, geneldeyse tüm mazlum ülke liderlerini tehdit etmiştir, bu idamla: Bana, benim çıkarlarıma karşı çıkarsanız; sonunuz böyle olur, demek istemiştir.

 O ahlâksız it sürüsü, işte böyle birçok mesajı aynı anda vermek istemiştir bu siyasi cinayetiyle. Bildiğimiz gibi onlar mazlum insanları korkutup sindirmeyi pek severler. Fakat Saddam, yiğitçe direnişiyle onlardan korkulmaması gerektiğini göstermiş, bu yönüyle de, insanlığa olumlu bir miras bırakmıştır.

Saddam, ölüme yiğitçe gitmiştir. Can düşmanları bile yiğitliğini itiraf etmek durumunda kalmıştır.

Saddam, bundan böyle Arap Halkının yüreğinde, ABD ve benzeri emperyalistlerle savaşan dünya halklarının belleğinde yaşayacaktır.

Cesaret ve yiğitliği en önemli insanî değerlerden sayan halkımız, Saddam’ın katledilmesine üzülmüştür. Ona sahip çıkmıştır.

“Beni kanalizasyon deliğinden aşağı süpürmeyin, kullanın” diye ABD’ye elçiler göndererek, ABD emperyalistleri önünde diz çöken, yalvar yakar olan Tayyipgilller’se bu alçakça ve korkakça cinayet karşısında, ABD ağzıyla konuşmaktan kaçınamamışlardır. Acınacak durumda olanlar aslında bunlardır…

Sözde idama karşı olan, Türkiye’ye idamı yasaklattıran AB ülkelerinin şerefsiz ikiyüzlü emperyalistleri, Saddam’ın idamını sevinçle karşılamışlardır, ABD ve İsrail’le birlikte.

Saddam’ın ABD eliyle katlini, İslam ülkelerinden yalnızca Kuveyt ve İran sevinçle karşılamıştır. Utanmadan, arlanmadan… Bu alçaklar bir de Müslüman geçinmektedirler. Bu da gösteriyor ki, ABD uşağı hain Arap şeyhleriyle İran’ın mollalarında insanlıktan da Müslümanlıktan da eser yoktur. Bunlara güvenilemez, inanılamaz.

Saddam şüphesiz 1988’de Halepçe’de suç işlemiştir, beş bin kişiyi (Kürt’ü) kimyasal silahla katlettirerek. Fakat bu Irak Halkının ve mazlum dünya halklarının meselesidir. Hesabını da ancak onların sormaya hakkı vardır. Emperyalist haydutların haddine değildir!..

ABD ve İngiliz emperyalistleri (tabiî daha 14 Avrupa devleti) Irak’ta 650 bini sivil olmak üzere 700 bin insanın canına kıymıştır. Ve koca ülkeyi cehenneme çevirmiştir.

Saddam’ın öldürdüğü insanların en az bin mislini (katını) öldürmüştür bu işgalci emperyalistler. O yüzden, bunlar Saddam’dan binlerce defa daha suçludur. Bu haydutlar sürüsünün bırakalım Saddam’ı asmaya, Saddam’ı suçlamaya bile hakkı yoktur…

Bu emperyalist çakallar, ABD ve müttefikleri, devletler hukukunu (Uluslararası hukuku) açıkça çiğnemişler ve bir ülkeyi soygun amacıyla işgal etmişlerdir. Masum insanlarını ve Devlet Başkanını katletmişlerdir o mazlum ülkenin. Üstelik de o ülkeyi yangın yerine çevirmişlerdir. Tüm ekonomik altyapısını ve tarihî zenginliklerini imha etmişlerdir ülkenin. İnsanlarını birbirlerine düşürmüşler, mezhepsel ayrılıkları körükleyerek, kardeş kavgası çıkarmışlardır. Dincil ve mezhepçil ayrılıklar ve kavgalar bildiğimiz gibi gerici ayrışmalardır; sermayenin ve emperyalistlerin işine yarar yalnızca.

ABD ve müttefiki çakallar sürüsü, Irak’ta savaş hukukunu da çiğnemiştir: Saddam, Irak Ordusu’nun Başkumandanı olarak, ancak bir savaş esiri sayılabilir. Daha farklı bir statüye sokulamaz. Savaş esirleri de bilindiği gibi bırakın suçlanmayı, sorgulanamaz bile; uluslararası savaş hukukuna göre. Tabiî kendilerinde namustan ve insanlıktan eser kalmamış emperyalist haydutlar, her türlü hukuku olduğu gibi, savaş hukukunu da tanımazlar. Onlar; hak hukuk, onur, namus, insanlık nedir bilmezler. Hep söylediğimiz gibi, onlar insanlıktan çıkmış canavarlardır. Onlar çakalların bile iğrendiği çakallardır... İnsanlığın başbelasıdır…

Irak Halkı ve diğer dünya Halkları, bunlara yaptıklarının hesabını soracaktır… İnsanlığa karşı işledikleri tüm suçların, döktükleri her damla kanın, çaldıkları her lokmanın hesabını verecektir bu alçaklar. İnsanlık lanetle anacaktır bunları. O günler de gelecektir… 01.01.2007
Tarih 2007/03/02
images saddam.jpg
Görüntüleme 1738
Halkın Kurtuluş Partisi | Arşiv Tarama