AKP’giller’in, Sermaye Örgütleri ile el ele İşçi Sınıfımza düşmanlığı açıkça itiraf ediliyor

Bildiğimiz gibi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin 74’üncü Genel Kurulu’nda 5’inci kez Başkanlığa seçilen M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Genel Kurulda yapmış olduğu konuşmasında;

“İş ve yatırım ortamı önündeki engelleri tespit edip hükümetimizle birlikte kaldırdık. (…) Büyük sıkıntı yaşadığımız bir başka alan, yargı sistemiydi. Özellikle iş mahkemelerindeki davalarda, işveren yüzde 99 haksız çıkıyordu. Bunu değiştirmek üzere, zorunlu arabuluculuk sisteminin uygulamaya alınmasını sağladık. Aylar, hatta yıllar süren davalar, artık günler-haftalar içinde çözülüyor. (…) İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, KOBİ’lerimize büyük yükler getiriyordu, bunları kaldırttık.” dedi.

Ülkemizin en özgürlükçü Anayasası olan 1960 Anayasası, İşçi Sınıfımızın hak ve çıkarlarının yasalarla korunmaya alındığı bir Anayasaydı. Bu Anayasanın yaratmış olduğu özgürlükçü rüzgar İşçi Sınıfımızın sendikalar ve derneklerde örgütlenmesinin önünü açmış ve hızlandırmıştır.

Bundan rahatsız olan Parababaları ve onların Meclisteki temsilcileri “Bu anayasa ülkemize bol gelmektedir” diyerek, Uluslararası Emperyalizmle işbirliği içinde 1971 ve 1980 faşist darbeleriyle İşçi Sınıfımızın kanı pahasına mücadele ederek elde etmiş olduğu kazanımları birer birer elinden almaya başladı. Özellikle 24 Ocak Kararlarıyla uygulanan ekonomik tedbirler Parababalarının sömürü ve soygununu daha da katmerleştirmiştir.

1990’larda Sosyalist Kampın çökmesiyle beraber yerli ve yabancı sermaye ülkemizde halkımızın deyimiyle “Köpeksiz köyde değneksiz gezmeye başladılar” Globalizm, Neo-liberalizm vb. adları kullanarak kırk yıllık emperyalizme yeni bir gömlek giydirip sömürülerini katmerlendirerek devem ettiler. Sosyalist Kamp varken bir anlamda zorunlu oldukları “sosyal devlet” anlayışından hızla uzaklaşıldı.

Bu süreç ülkemizde de özellikle Finans-Kapitalin has adamı Turgut Özal döneminde başlayıp bu günlerdeyse AKP iktidarı eliyle en acımasız ve en pervasızca devam etmektedir. Son süreçte çıkarılan işçi düşmanı yasalar; Kiralık işçilik, özel istihdam büroları, sendikalar yasasındaki anti-demokratik hükümler, kıdem tazminatına yönelik saldırılar, işsizlik ve pahalılık demek olan özelleştirme, taşeronlaştırma …

TÜSİAD, TOBB, MÜSİAD’larıyla domuzuna örgütlü olan Parababalarının has partisi AKP eliyle bu politikalar devam ettirilmektedir. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun ise bu kadar pervasızlaşması “Ben OHAL’İ SİZLER için çıkardım, bakın bu sayede grevleri yasaklıyoruz. Sizin rahat rahat çalışmanızı sağlıyoruz.” diyen anlayıştan aldığı cesaretle malumun ilamından başka bir şey değil.

Akrebin sokması kininden değil doğası gereğidir. Parababaları da doğası gereği daha çok kâr ve artıdeğer sömürüsü için böyle davranmak zorunda. Doğaları gereği de bir o kadar vicdan yoksunudurlar.

Ne diyordu Hisarcıklıoğlu?

“İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, KOBİ’lerimize büyük yükler getiriyordu, bunları kaldırttık.”

Daha belleklerimizde taptaze duran, 13 Mayıs tarihinde de 4’üncü yıldönümü olan, resmi rakamlara göre 301 madencinin diri diri gömüldüğü SOMA Cinayetinin; Parababalarının bilinçli bir tercihi ve kasten adam öldürmek olduğunun göstergesidir bu durum.

Nerede?

Tabiî ki kapitalist, emperyalist düzenlerde.

Peki Parababalarının bu denli pervasızlaştığı bir dönemde İşçi Sınıfı ve onların örgütü sendikaların durumu ne?

Domuzuna örgütlü Parababaları karşısında İşçi Sınıfımız çil yavrusu gibi darma dağınık. Ülkemizde tam bir sendikalar faciası yaşanmakta. İşçi Sınıfımız sarı sendikacılar eliyle her gün yeni bir ihanete uğramakta. Hal böyle olunca da Hisarcıklıoğlu gibi Parababaları memurları da pervasızca ve korkmadan konuşabiliyor. 1970’lerde nüfusun 40-50 milyon olduğu ülkemizde sendikalı işçi sayısı 1 milyonun üzerindeydi. Bugünse nüfus 80 milyona yaklaşmışken sendikalı işçi sayısı 500 binin altında. Bunun büyük bir bölümü de sarı sendikalarda “örgütlü” gözüküyor.

Parababaları sevinmesinler, onlar doğası gereği sömürücü sınıfsa yine doğası ve çıkarı gereği devrimci olan İşçi Sınıfı mutlaka aşağılık Parababaları düzenine son verecektir.

Bundan adımız gibi eminiz.

Umutluyuz!

Çünkü; 1 Mayıs’ta dolgu alanı olan Maltepe’ye gitmek yerine İşçi Sınıfımızın vatanı olan TAKSİM’e çıkan Nakliyat-İş ve Birleşik Metal-İş var.

Umutluyuz!

Olağanüstü hal koşularında kendi işkolunda olmamasına rağmen Nakliyat-İş Sendikası önderliğinde mücadele eden ve zafer kazanacaklarından emin olduğumuz Real Market İşçileri var.

Umutluyuz!

Sarı sendikalar günbegün erirken tüm engellemelere rağmen toplusözleşmeli sendikalı işçi sayısını ikiye üçe katlayan NAKLİYAT-İŞ Sendikası var.

İşçiyiz Haklıyız Yeneceğiz! 22 Mayıs 2018

HKP Merkezi İşçi Örgütleri Komitesi

Comments are closed.