İnanın ki arkadaşlar…

İnanın ki arkadaşlar, aşağıda cesetlerini gördüğünüz o talihsiz hayvanlar, Rusya gibi, Amerika gibi, AB Devletleri gibi emperyalist devletlerin kodaman yöneticilerinden çok daha duyguludur, çok daha hislidir, çok daha erdemlidir…

(Volgograd şehrinde vahşice katledilmiş sokak köpekleri)

Bir köpek, kendisine iyilik edene, yani dostluk gösterene asla ihanet etmez. Asla sırtını dönmez. Sahipleri içinse, gözlerini kırpmadan kendilerini ölümün kucağına atarlar.

İnsanın hayatta böylesine sadık, fedakâr ve vefalı kaç dostu olabilir ki?

Ben, bu yaşıma kadar bir hayvana fiske vuranı bile hoş karşılamamışımdır, onunla en hafifinden tartışma yaşamışızdır.

Ve yine ben, bu yaşıma kadar bir ağacın tek bir yaprağını bile koparmaya kıyamadım.

Öğretmenlik yıllarımda her birini küçük kardeşlerim gibi gördüğüm ve sevdiğim öğrencilerim, demet halinde çiçekler getirirlerdi bana. Bense, onlara; demetlerin olabildiğince küçük olmasını istediğimi bildirirdim. Nasıl olsa aynı kokuyu ve aynı güzel görüntüyü verirler. Daha fazla çiçeğe yazık olmasın, derdim. Onları odamdaki bardağa koyar, olabildiğince geç solmaları için sularını sık sık değiştirir, kavanozlarını yıkar, temizlerdim.

Bazen de çok güzel kokanlarını kitaplarımın arasına koyarak kuruturdum orada. Kokuları neredeyse yıllarca kalırdı sayfalar arasında…

Hep söylediğim gibi, canlılar âlemi bir bütündür: İnsanlar, hayvanlar ve doğa ayrılmaz bir parçadır, bize göre. Birine verilen zarar hepsini etkiler. Bunlardan da Hz. Muhammed’in de dediği gibi, en zalim olanı muhakkak ki insandır.

Ne diyor Hz. Muhammed?

“(…) Doğrusu şu ki insan, gerçekten çok zalim, çok nankördür.” (İbrahim Suresi, 34’üncü Ayet, Yaşar Nuri Öztürk Meali)

“O, mal ve servet arzusu yüzünden alabildiğine katıdır.” (Adiyat Suresi, 8’inci Ayet, Yaşar Nuri Öztürk Meali)

Aşağıdaki habere bir bakar mısınız, arkadaşlar?

***

2018 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak olan Rusya’da, turnuva öncesinde “sokakları temizlemek” amacıyla sokak hayvanlarının sistemli olarak katledildiği ortaya çıktı.

MOSKOVA (QHA) –

2018 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak olan Rusya’da, turnuva öncesinde “sokakları temizlemek” amacıyla sokak hayvanlarının sistemli olarak katledildiği ortaya çıktı. Dün, 24 Ocak’ta Euromaidanpress’te yer alan Dmitriy Voltçek imzalı yazı, ülkede hayvan haklarının nasıl hiçe sayıldığını ve binlerce canlının acımasızca nasıl katledildiğini ortaya koyuyor.

Yazının tam metni şu şekilde:

Siyah beyaz renklerde kırma bir sokak köpeği olan Zorka, yavrularını Rusya’nın Volgograd şehrindeki bir otobüs durağında dünyaya getirdi. Bazı vatandaşlar köpeği yakalamaları için belediye yetkililerini çağırsa da, Hayvan Koruma Fonu’ndan gönüllüler Zorka’yı kurtardı ve onu bir barınağa yerleştirdiler ve yavruları başka insanlar tarafından sahiplenildi. Barınak aşırı şekilde kalabalık, şu anda 179 köpek burada bulunuyor.

Gönüllülerden Nadia Sergeeva, “Burası endüstriyel bir şehir; evsiz köpekler fabrikalarda ve inşaatlarda sığınacak yer arıyorlar. Biz bu hayvanları besliyor ve bakıyoruz; bir programımız var ve her sabah onları ziyaret ediyoruz. Fonumuzu kullanarak, onları kısırlaştırıyoruz, tasma ile üzerinde “Kısırlaştırıldım ve aşılandım” yazan ve bizim telefon numaramızın bulunduğu bir künye takıyoruz.” ifadelerini kullanıyor.

Fakat 2018 Dünya Kupası’nın yaklaşmasıyla beraber Nadia’nın anlattıkları artık geride kaldı. Onun bahsettiği sokak köpeklerinden yalnızca bir tanesi şu anda hayatta. Aralık ayında hepsi boynu tasmalı 7 ila 8 köpek bulunuyordu. Bekçiler, oldukça tiz havlamalar duyduklarını ve bakmak için dışarı çıktıklarında köpeklerin apar topar bir araca koyulduğunu gördüklerini ifade ettiler.

Haziran 2018’de, Volgograd şehri Dünya Kupası maçlarından dördüne ev sahipliği yapacak ve şehir, futbol yıldızları ile taraftarların gelişine hazırlanıyor. 2017 yılında, sokak hayvanlarıyla ilgili problemi çözmek için 12 milyon ruble bütçe ayrıldı. İhaleyi, Konstantin Epifanov’un sahip olduğu Volgograd Belediye Barınağı kazandı. Köpeklerin bakımına dair, barınak yönetimi ile gönüllüler arasındaki görüşmeler başarısızlıkla sonuçlandı.

Sergeeva, “Köpeklerimizi aldılar ve daha sonra hayvanların öldürüldüğünü öğrendik. Bize köpeklerin üzerinde boyun tasması olmadığını söylediler. Belki bir ya da iki tanesi oyun oynarken tasmasını çıkartmış olabilir, yedi köpeğin hepsi birden mi bunu başardı? Savcılığa müracaat ettik fakat herhangi bir ihlal olmadığı yönünde cevap aldık. Barınak yönetiminin bizimle nasıl konuştuğunu görmeniz gerekirdi! Hepsinden öte tam 12 milyon ruble bütçeleri var ve sokak canlılarına yönelik bu şiddet büyük ihtimalle halen devam ediyor. Bu canlıları artık koruyamadığımızı hissediyorum. Dünya Kupası’ndan önce işlerin kötüleşeceğini duyuyorum fakat bunların üzerine her şey daha da nasıl kötüleşebilir bir fikrim yok.” şeklinde konuşuyor.

Dünya Kupası maçları Rusya’nın 11 şehrinde oynanacak ve tüm bu şehirlerdeki yetkililer, sokak köpeklerinin yanı sıra kedilerin de imha edilmesine karar verdi. İmha programını başlatan isim, Spor Bakanı olduğu sırada Rusya’nın doping skandalının başrolü durumunda olan Vitali Mutko. Bu yılın başında, Devlet Duması’na bağlı Ekoloji ve Çevre Koruması Komitesi, yeni bakan Pavel Kolobkov’dan sokak canlılarının öldürülmemesini istedi.

Komitenin başındaki isim Vladimir Burmatov şunları söyledi: “Sadece bir köpeğin katledilmesi için 6 bin ila 9 bin ruble arasında bir para alıyorlar. Bu para, sokak canlılarının yakalanması, kısırlaştırılması, aşılanması ve barınağa yerleştirilmesi için oldukça yeterli. Bu konu, ülkenin saygınlığıyla ilgili zira sokaklarda hayvanları topluca katledecek, kanlı cesetlerini araçlara yükleyip yeni kurbanlar aramak için şehir turuna çıkacak kadar vahşi olmamalıyız.”

Fakat Burmatov oldukça geç kaldı çünkü yine Rusya 2014 yılında Soçi Kış Olimpiyatları’na hazırlandığı sırada olduğu gibi hayvanlar katledildi. O dönemde de Soçi’de hayvanların yetkililer tarafından acımasızca katledildiği ortaya çıkmış ve dünya kamuoyu ayağa kalkmıştı. Basya adını taşıyan şirket, Adilin-super ve Ditilin isimli zehirli maddeler ihtiva eden hava tabancalarıyla sokak hayvanlarını öldürmek için resmi olarak görevlendirilmişti. Her ceset başına 500 ruble ödenirken, sokak hayvanları bilinçleri açık ve ızdırap içinde hayata gözlerini yumdular.

Neden böyle bir şiddet ve gaddarlığın yürütüldüğü sorulduğunda yetkililer şu cevabı veriyor: “Köpeklerin taraftarları ısırmasına ve zarar vermesine izin veremeyiz çünkü FIFA’ya dava edebilir ve tazminat talep edebilirler.”

Öte yandan buna sebep olan sadece FIFA’dan gelecek cezalar ya da öfkeli taraftarlar değil. Bu sözde tehditler, aynı zamanda bütçeden para sağlamanın mükemmel bir yolu. Şehir Hayvanlarını Koruma Vakfı Başkanı Ekaterina Dmitriyeva, turnuva maçlarının oynanacağı ve antrenman sahalarının olduğu bölgelerdeki sokak hayvanlarının imhası için 100 milyon rubleden fazla para harcanacağını kaydediyor. Volgograd ve Astrahan gibi bazı şehirlerde, “hayvan ötanazisi”, “merhametle öldürme” ve “hayvan imhası” gibi şeyler konuşuluyor.

Yardımsever Dünya isimli bir fonun başında bulunan gazeteci Andrey Timeskov, St. Petersburg şehrinde yetkililerin bu iş için, sözde “Köpek Avcıları” denilen ve hayvanları öldürmekten zevk alan insanları kullandığını ifade ediyor. Timeskov pek çok defa tehdit edildi ve 5 Ocak’ta posta kutusu “Köpek Avcıları” tarafından patlatıldı.

11 Ocak’ta Rus hükümeti, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak bölgelerde sokak hayvanları için geçici barınaklar hazırlanmasına dair bir talimat yayınladı. Duma Komitesi, “Hayvanlara yönelik acımasız muameleyle ilgili olarak medyada olumsuz tepkilerin önüne geçecek önlemler alınmalıdır” ifadelerini altını çizdi. Tüm bunlara rağmen gerçekler asla gizlenemez zira Meksika medyasında dahi Rusya’daki bu acımasız hayvan katliamına dair yazılar göze çarpmaya başladı. İtalyan hayvanseverlerin kurduğu bir Facebook grubu da üyelerini, Rusya Spor Bakanlığı tarafından yürütülen bu zalim önlem ve eylemlere karşı bir imza kampanyasına davet etti.

Tüm bu tepkilere rağmen hayvanların katliamının sona ereceğine inanmadığını belirten Dmitriyeva, “Herkese yazdım ve bu katliam ihalelerinin iptal edilmesi için adeta yalvardım. Tabii ki herhangi bir cevap alamadım çünkü ihalelerin iptali için ortada net bir prosedür yok.” ifadelerini kullanıyor.

KanlıFIFARusya2018 grubu, Dünya Kupası’nın hayvan haklarına saygı gösterilen, en azından yaşamalarına izin verilen başka bir ülkeye aktarılması için imza kampanyası başlattı. Diğer pek çok ülkeden duyarlı insanlar da Rusya’nın bu sistematik hayvan katliamı hakkında imza kampanyaları düzenliyor.

Fakat 12 milyon ruble’lik katliam ihalesinin kazananı Volgograd Belediye Barınağı, 18 bin ila 25 bin ruble maaş karşılığında sokak hayvanlarını katledecek yeni elemanlar aramaya devam ediyor. (http://qha.com.ua/tr/analiz-haber/dunya-kupasi-oncesi-rusya-sokak-hayvanlarini-acimasizca-katlediyor/165093/)

***

Demek ki arkadaşlar, 70 yıllık Sosyalizm, Rus insanında insani anlamda bir değişiklik yaratmamış. Yüreklerine zerre miktarda olsun sevgi yüklememiş. Yani insani, vicdani ve ahlâki açıdan geliştirmemiş onları.

Sınıflı Toplumdan çıktıkları gibi kalmışlar, Sınıflı Toplumun kendilerine bulaştırdığı zalimliği, ahlâksızlığı, vicdansızlığı sadece taşımakla kalmamışlar; kuşaktan kuşağa da aktararak katmerlendirmişler.

Kuşkusuz, Sosyalist Kamp’ın 1991’deki çöküşünde bu sevgi yoksunluğunun da, bu ahlâk yoksunluğunun da önemli oranda payı vardır.

İşte aşağıdaki yürek parçalayıcı haberler de, ABD başta gelmek üzere emperyalist devletlerden. Oralarda da aynı zalimlikler, aynı vicdan yoksunlukları, aynı insan olamayışlar, benzer şekilde sürüp gidiyor:

***

ABD’de hayvan soykırımı

Hayvan hakları konusunda dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olan ABD’de, 5 günde bir bin 792 köpek ve kedi öldürülüyor. Bunun nedeni ise barınaklara bırakılan hayvanların 72 saat içinde bir sahip bulmak zorunda olması…

“Bebeğim oldu”, “Taşınıyorum” , “Çok çalışıyorum”, “Evime zarar vermeye başladı” gibi bin bir bahaneyle başka yuva bulunsun diye barınaklara bırakılan köpekler ve kediler aslında ölüme terk ediliyor. ABD’de barınaklara bırakılan kedi ve köpekler eğer 72 saat içinde sahiplendirilmezlerse öldürülüyorlar.

Sokak hayvanları sorunu yaşanmayan ABD’de çok daha içler acısı sorunlar yaşanıyor. The Center for Consumer Freedom tarafından yayınlanan rapora göre, 32 milyon dolar bütçeye sahip olan PETA (People for the Ethical Treatment of Animals), ortalama her 5 günde bin 792 kedi ve köpek öldürüyor. Bu rakam PETA barınaklarında bir yıl içinde bulunan tüm hayvanların yüzde 82’sini temsil ediyor.

Verilere göre 1998’den beri PETA’da bulunan tam 31 bin 190 hayvan öldürüldü. 2005’te PETA çalışanları, Kuzey Carolina’da sahiplendirilebilecek hayvanları öldürdüğü ve bir süper marketin çöp konteynırına attığı için tutuklandı. Mahkemede sunulan kanıtlar bu kişilerin hayvanları öldürmeyi “mükemmel” ve “çok güzel” olarak tanımladığını göstermesi tüyler ürpertiyor.

ZOR DURUMDALAR

Animal Legal Defense Fund raporuna göre Kentucky, Iowa, South Dakota, New Mexico ve Wyoming hayvanlara en kötü davranılan beş eyalet. Hayvanlar için en iyi ilk beş eyalet ise IIIinois, Oregon, Michigan, Maina ve Kaliforniya. “En alt sıradakiler” kategorisinde yer alan New York ise listenin 42. sırasında bulunuyor.

Türkiyede Hayvan Hakları Yasa Tasarısı’nda yapılan son değişikliğe göre ise sahipsiz ya da güçten düşmüş hayvanların yasalardaki zorunlu durumlar dışında öldürülmeleri yasak. Fakat birçok belediye, hayvanların itlaf ettiği suçlamasıyla sık sık gündeme geliyor.” (http://www.amerikaliturk.com/news/manset/60150-abdde-hayvan-soykirimi/)

***

Amerika, Kanada ve İngiltere’de öldürülen köpek ve kediler!

Amerika, İngiltere ve Kanada’da da sokak köpekleri ve kedilerini topluyorlar, bir hafta bekletiyorlar. Yuva bulamayanları öldürüyorlar.

Ülkemizde de sokak hayvanları zalimliğe, işkenceye, korkunç şeylere maruz kalıyorlar. Ülkemizde de yapılacak çok şey var. Çok doğru.

Öte yandan bu masum canlara boşvermeyelim. Çok uzakta da olsalar bir şey yapabiliriz. Bu olayı bildiğimizi, umursadığımızı gösterebiliriz. Ne kadar çok kişi bilirse bu korkuç zalimlik o kadar çok sona yaklaşır.

AMERİKA

– Toplamda 160 milyon kadar köpek ve kedi öldürüldü.

– 1970’li yıllarda her yıl 20 milyon kadar köpek ve kedi öldürüldü.

– 2010’lu yıllarda yılda 3-4 milyona düştü!

ASPCA’nın (American Society for the Prevention of Cruelty to Animals) rakamlarına göre her yıl barınaklara 5-7 milyon köpek ve kedi atılıyor. Köpeklerin % 60’ı kedilerin % 70’i öldürülüyor.

KANADA

– Toplamda 5 milyon kadar köpek ve kedi öldürüldü.

– 1990’lı yıllarda her yıl 150 bin kadar köpek ve kedi öldürüldü.

– 2010’lu yıllarda yılda 50 bine düştü!

İNGİLTERE

– Toplamda 2 milyon kadar köpek ve kedi öldürüldü.

– 1990’lı yıllarda her yıl 40 bin kadar köpek ve kedi öldürüldü.

– 2010’lu yıllarda yılda 20 bine düştü!

İngiltere’de resmi rakamlar gizleniyor. University of Nottingham’dan Jenny Stavisky’nin yaptığı geniş katılımlı bir araştırma en sağlıklı rakamları veriyor. Buna göre 2010 yılında toplam 22 bin köpek ve kedi öldürülmüş.” (http://forum.petarkadas.com/hayvan-haklari-genel/amerika-kanada-ve-ingilterede-oldurulen-kopek-ve-kediler&baslangic=30)

***

Açıkça görüldüğü gibi, arkadaşlar, 70 yıl Sosyalizmde yaşamış insanlarla emperyalist kampın insanları arasında bir fark kalmamış.

İnsanlar bu halde olunca ister istemez ekonomik ve siyasi sistemler de aynı olur.

Dikkat edersek arkadaşlar; Beyaz Adamın “ilkel ve vahşi” dediği Amerikan Yerlileri, bu Rusya ve Amerika, Kanada, Avrupa Devletleri insanlarından bir milyon defa daha vicdanlıdır, daha merhametlidir, daha erdemlidir, daha ahlâklıdır, yüreği daha sevgi doludur. Özetçe, daha insandır…

Çünkü Amerikan Yerlileri İlkel Komünal Toplum İnsanlarıdır. Yani Sosyalist insanlardır. Sınıflı Toplumu hiç tanımamış ve yaşamamış olan insanlardır. Onlardaki bu yüce gönüllülük, bu yüce ahlâki değerler ve sevgi dolu yürek, hep içinde yaşamış bulundukları Sosyalist Düzenden kaynaklanır.

Hep deriz ya; insan toplum yaratığıdır, diye. Gerçek Sosyalist Sistem, insanlarını işte böyle yüce değerlerle yükler…

Biz de bunun mücadelesini veriyoruz işte. 6 bin yıl önce kaybettiğimiz Sosyalizmi, irademizle, daha bilinçli bir şekilde yeniden kurmanın mücadelesini veriyoruz. Bu Gerçek Sosyalist Düzende insanlar birbirini hayvan yerine koymayacak, ezmeyecek, sömürmeyecek, asla zulüm etmeyecek birbirlerine.

Hayvanlar bugünkü Sınıflı Toplumlarda olduğu gibi, bir çakıl tanesi kadar olsun değersiz sayılmayacak. Onların dilleri yok ama hisleri ve duyguları çok, denecek. Bizim gibi can taşırlar, acı çekerler, üzüntü ve sevinçler yaşarlar. Acı çektiklerinde aynen bizim gibi ağlarlar…

İşte bu bakımdan, Gerçek Sosyalist Düzende insanlar da hayvanlar da mutlu yaşayacak. Doğa ise gözümüz gibi korunacak. Hiç zarar verilmeyecek. Çünkü doğa sadece bizim değil. Gelecek kuşaklarındır da aynı zamanda. Bu bakımdan doğaya verilen zarar ve doğa katliamı gelecek kuşakların da hakkını gasp etmektir, doğalarını elinden almaktır; dolayısıyla da gelecek kuşaklara da zarar vermektir, haksızlık etmektir.

İşte bütün bunlar önlenecek. Özetçe; insan Sınıflı Toplumun bulaştırmış olduğu pisliklerden, çamurlardan arındırılacak. Gerçek İnsan olacak.

İşte bu sebepten, Gerçek Sosyalist Toplum insancıl bir toplumdur, insana yakışan biricik toplumdur.

Bizim bugün böyle bir toplumun kurulması için verdiğimiz mücadele, çektiğimiz onca acılar bizi Gerçek İnsan yapar. Hayatımıza insani bir anlam yükler. Bu bakımdan bugün sadece biz Gerçek Devrimciler Gerçek İnsanızdır. Sadece bizim hayatımız insana yakışan bir anlamla doludur.

İsterseniz bu yazımızı iki gün önce yaşadığım şu olayı naklederek bitirelim.

Partiye gelirken evime en yakın olan duraktan değil de, onun bir ilerisindeki duraktan binmek istedim otobüse. Çünkü yolum üzerinde üç kediden oluşan bir aile yaşamaktaydı. Hava soğuk ve yağmurlu, dedim. O hayvancağızları da salamla doyurayım da, hiç değilse kendilerini koruyacak ısıyı üretebilsinler.

Yolun üzerinde ofis mobilyaları satan bir dükkânın önündeydim. Karşıdan, hayvansever bir dostumun her akşam baktığı (ben de zaman zaman ona yardımcı olurum), akşamları karınlarını doyurduğu sokak köpeklerinden bir kız koşarak geldi. Hemen tanıdı beni. Sevinçle salladı başını, kuyruğunu.

Dükkânın önünde bulunan, yere serilmiş halıfleksin üstüne oturdu. Hemen dükkândan biri, elinde plastik bir sopayla çıktı. Hayvana bağırarak üzerine yürüdü.

“Dur yahu ne yapıyorsun? Sakın vurma hayvana!”, dedim.

Benim bu sert uyarım üzerine;

“Yok ağabey, vurmam. Sadece korkutuyorum ki bir daha gelmesin buraya.”, dedi.

“Gelsin”, dedim ben de, “ne zararı var sana?”

“Ağabey”, dedi esnaf. “Gece de gelip yatıyor dükkânın önüne, tüy döküyor bu örtünün üzerine.”

Dedim ki;

“Döksün yahu… Bir süpürge tedariklersin, süpürüverirsin sabah gelince. Sadece 2 dakikanı alır. Bak, yağmur ve soğuk var. Su gibi ıslanmış hayvan. Dolaşarak yiyecek bulup karnını doyurmaya çalışıyor. Gece de hiç değilse üzerine yağmur yağmayan, altı kuru olan bir yerde yatsın. O da aynı bizim gibi can taşıyor…”

Benim bu sözlerim üzerine hiçbir şey demedi. Güldü ve girdi dükkânına.

İşte Sınıflı Toplum, insanları bu hale getiriyor. Hayvanların da canlı olduğunu, bizim gibi yiyip içmeye, ısınmaya, barınmaya ihtiyaçları olduğunu ve aynen bizim gibi hastalıklara yakalandıklarını zerre miktarda olsun aklına getirmiyor böyle insanlar.

Sadece dükkânını düşünüyor, malını mülkünü düşünüyor…

Hz. Muhammed’in Kur’an’da dâhice bir sezgiyle ve kavrayışla ortaya koyduğu gibi; insan, mal mülk hırsı yüzünden çok katıdır. Çok merhametsizdir ve zalimdir…

İşte bunlar hep Sınıflı Toplumun, insanı bataklığı içinde çürütüşünden, insanlıktan çıkarışından kaynaklanır.

Demek ki bu düzen, bu aşağılık zulüm ve sömürü düzeni, insanları da insanlıktan çıkarıyor, robotlaştırıyor, his yoksunu yapıyor.

Demek ki insanın da Gerçek İnsan olabilmesi için ya Sosyalist Düzende yaşaması ya da o güzel günlerin bir an önce gelmesi için mücadeleye girmesi gerekiyor…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

1 Mart 2018

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı

 

Comments are closed.