Hırsızlıklarınızı biz öğrencileri muhbirliğe zorlayarak kapatamazsınız!

Hatırlarsak, Tayyip kendisini protesto eden öğrencilerin öğretmenlerine şöyle seslenmişti; “Bu hocalar öğrencilerini böyle yetiştiriyorsa onlara yazıklar olsun”. Tayyipgiller kendisine karşı ses çıkartmayan, ezbere dayalı ve sorgulamayan “Dindar bir nesil” istiyor. Bunun da en iyi yolu eğitimden geçiyor diyerek; gerici eğitim sistemi olan “4+4+4 Kesintili Eğitim Modeli”ni getirdiler.  Bu da yetmez deyip okullarda lâik, ilerici öğretmenleri teker teker fişleyip soruşturma açarak görevlerinden uzaklaştırıyorlar ve öğrencileri kendi istedikleri gibi eğitecek yandaş öğretmenleri yerleştiriyorlar okullarımıza.

Bunun son örneğini de öğrencisi olduğumuz Bahçelievler Necip Fazıl Kısakürek Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde gördük. Arkadaşlarımızı derslerden alarak, hükümet aleyhinde konuşan öğretmenleri fişlemek amacıyla şu soruları yönelttiler;

– Ders müfredatının ve programın dışına çıkarak Hükümet çalışmalarını eleştiren bunları sınıf içinde tartışma konusu yapan öğretmeniniz var mı? İsmini yazınız. Hangi konularda tartışma yaptığını belirtiniz.

– Ders müfredatının ve programın dışına çıkarak Başbakanı yaptığı çalışmalarını eleştiren bunları sınıf içinde tartışma konusu yapan öğretmeniniz var mı? İsmini yazınız. Hangi konularda tartışma yaptığını belirtiniz.

– Ders müfredatının ve programın dışına çıkarak siyasi konular açan çeşitli şekillerde siyasi taraf olup propaganda yapan öğretmeniniz var mı? İsmini yazınız. Hangi konularda tartışma yaptığını belirtiniz.

Biz öğrencileri psikolojik bir ikileme sürükleyen ve karar vermek zorunda bırakan, öğrenciyi ispiyoncu olarak gören zihniyeti kınıyoruz!

Okulumuzda daha önce buna benzer olaylar olmuştu. Tarih öğretmenimizin Amin Maalouf’un “Semerkant” adlı kitabını biz öğrencilere önermesi üzerine bir veli; kitabın İslam dinini, doğu kültürünü aşağıladığını ve müstehcen olduğu gerekçesiyle dilekçe ile şikayette bulunmuştu. Bunun üzerine öğretmenimiz hakkında inceleme başlatılmıştı. Aynı yöntem ile öğrencileri müdür odasına çağırarak, öğrencilerin ellerine tutuşturdukları yazıyı okuyup imzalamalarını istediler.

Okul idaresinin biz öğrencilere karşı tutumu da son derece antidemokratik. Bizlerden “Temizlik/Alan Parası” adı altında 30 TL istediler ve ödememiz yönünde ısrar edilince, temizlik parasının verilmesinin biz öğrencilerin sorumluğunda olmadığını belirtip bir dilekçe ile imza kampanyası başlattık. Ve 900 kişiyi aşkın öğrenciden imza topladık. Ellerimizdeki dilekçe imzalarını Müdüre iletmek için birkaç arkadaş ile odasına girdik. “Okulda maddî açıdan durumu iyi olmayan ve parayı veremeyecek arkadaşların olduğunu ve temizlik parasının bizlerin sorumluluğunda olmadığını ve parayı vermeyeceğimizi” belirttik. Müdür ve yardımcıları bize psikolojik olarak geri adım attırmak için seslerini yükseltiyordu ve Müdürün bize verdiği yanıt “Siz bu işleri tek başınıza yapamazsınız, suç işliyorsunuz! Bunu böyle uzatırsanız Terörle Mücadeleyi çağıracağım!” oldu. Ne olursa olsun bu parayı vermeyeceğimizi, parasız eğitimin en temel hakkımız olduğunu belirttik ve odadan çıktık.

Okullar; bireyin yaşam görüşünü, toplum içindeki durumunu belirleyen eğitim yuvalarıdır. Biz Ezbere dayalı olmayan ve metafizik dogmalardan arındırılmış bilimsel eğitim istiyoruz!

Ne muhbiriz ne ispiyoncu!

Eşit, Parasız, Demokratik, Laik, Bilimsel Ve Anadilde Eğitim İstiyoruz!

İstanbul’dan

Halk Kurtuluşçu Liseliler

Comments are closed.